işçilerin sevk ve idaresinin idareye ait olup işçilerin işe alınması ve işten çıkarılmasının da idare tarafından yapıldığını, teknik şartnamelerin tek yanlı ve şart işlem niteliğinde idari bir işlem olduğunu, tamamen idarenin tek yanlı iradesi ile düzenlendiğini ihale süresinin sonunda hangi personellerin işe devam edeceğini idarenin belirlenmesi
blog img

işçilerin sevk ve idaresinin idareye ait olup işçilerin işe alınması ve işten çıkarılmasının da idare tarafından yapıldığını, teknik şartnamelerin tek yanlı ve şart işlem niteliğinde idari bir işlem olduğunu, tamamen idarenin tek yanlı iradesi ile düzenlendiğini ihale süresinin sonunda hangi personellerin işe devam edeceğini idarenin belirlenmesi

işçilerin sevk ve idaresinin idareye ait olup işçilerin işe alınması ve işten çıkarılmasının da idare tarafından yapıldığını, teknik şartnamelerin tek yanlı ve şart işlem niteliğinde idari bir işlem olduğunu, tamamen idarenin tek yanlı iradesi ile düzenlendiğini ihale süresinin sonunda hangi personellerin işe devam edeceğini idarenin belirlenmesi

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2020/213
KARAR NO : 2021/264
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2014/1222 Esas
KARAR NO : 2017/1267
KARAR TARİHİ: 27/10/2017
DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 10/03/2021
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı kuruluşun İstanbul Avrupa Yakası PTT Başmüdürlüğüne bağlı 12 PTT merkezine ait posta tekeli dışında kalan posta gönderilerinin taşınması ve dağıtılması işinin 07/01/2002 tarihli sözleşme gereğince bu tarihten itibaren davalı şirketler tarafından yerine getirildiğini, dava dışı 3.kişi olan davalı şirket çalışanlarından bir kısmının 17/10/2003 tarihinde iş akdinin fesh edildiğini, şahıslar tarafından işçilik alacaklarının tahsili istemi ile davacı kuruluş ve davalı şirketler aleyhine İstanbul 7.İş Mahkemesinde dava açıldığını, kararlar taraflarından temyiz edilmiş ise de Yargıtay 9.Hukuk Dairesi tarafından onandığını, dava dışı 3.kişi olan davalı firma işçilerine bir kısım işçilik alacakları ve ferileri için davacı idarece icra dosyasına 186.598,64 TL ödendiğini, taraflar arasında akdolunan sözleşme ve eki şartnamelerin ilgili maddeleri ve yargı kararları gereğince ödenen söz konusu miktarların davalı şirketlerden tahsili için İstanbul …İcra Müdürlüğünün … esas sayılı dosyası üzerinden davalı şirketler aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı şirketlerin itirazı nedeniyle takibin durduğunu, bu nedenlerle itirazın iptali ile 205.923,10 TL (186.598,64 TL asıl alacak + 19.324,46 TL icra dosyasına ödemenin yapıldığı tarihten takibin başlatıldığı tarihe kadar işlemiş faiz olarak) tahsiline ve icranın bu şekilde kaldığı yerden devamına, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin merkezi Bakırköy /İstanbul olup yargı çevresi itibarı ile Bakırköy Mahkemelerinin yetkili olduğunu, dava süresinde açılmamış olduğundan zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacının işçilere karşı muvazaalı işlem yapmış olması nedeniyle sorumlu olduğuna, davalı şirketlerin ise davaya konu işçilerin bu nedenle başlangıçtan itibaren davacının işçisi olarak kabul edilmiş olması nedeniyle husumetini bulunmadığına ilişkin kesinleşmiş olan mahkeme kararı mevcut iken davanın öncelikle mahkeme kararları da dikkate alınarak husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere davaya konu işçilere ödenen ücret fark alacağının nedeni davacı kurumun muvazaalı işlem yapmış olması ve işçilerin başlangıçtan itibaren işvereni olarak kabul edilmiş olması olup, davanın kabulü halinde dahi ücret fak alacağının davalı şirketlerden rücuen talep edilemeyeceğini, davaya konu işçiler tarafından açılan dosyalarda hükme esas alınan bilirkişi raporunda muvazaa olması halinde dahi davalı şirketlerin ücret fark alacağından sorumlu olmayacağı tespiti yapıldığını, bu alacağın davacı kurumun kendi kusurundan kaynaklı olarak ödemiş olduğu bir bedel olup davalı şirketlerden talep etmesinin hukuken mümkün olmadığını, davalı şirketin işçiler üzerindeki hakimiyetinin sembolik düzeyde kaldığını, bu nedenle işçilik alacaklarından dolayı davalı şirketlerin sorumlu oldukları yönündeki iddiayı kabul etmediklerini, davada muvazaanın kabul edilmemesi halinde dahi ücret fark alacağı dışında kalan alacaklar bakımından davacı idare tarafından davalı şirkete hiçbir ödeme yapılmadığı halde rücu edilmesinin haksız ve kanuna aykırı olduğunu, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti tutarları yönünden ise gerek birim fiyat hizmet alım sözleşmesinde gerekse teknik şartnamede herhangi bir hüküm ve açıklık bulunmadığını, hal böyle iken davacı tarafın bu alacaklar bakımından rücu talebinde bulunmasının taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olduğunu, davacının kendisinden talep edilen alacağı süresinde ödemeyerek miktarın artmasına kusuru ile neden olduğunu, davacının kusuru ile artan bedelden davalı şirketin sorumlu tutulamayacağını, davacının zamanında ödeme yapmayarak artmasına sebebiyet verdiği icra masrafları, icra vekalet ücreti ve takip tarihinden ödeme tarihine kadar olan faizlerden dolayı artan zararından davalı şirketin sorumlu olmadığını, işçilerin sevk ve idaresinin idareye ait olup işçilerin işe alınması ve işten çıkarılmasının da idare tarafından yapıldığını, teknik şartnamelerin tek yanlı ve şart işlem niteliğinde idari bir işlem olduğunu, tamamen idarenin tek yanlı iradesi ile düzenlendiğini, ihale süresinin sonunda hangi personellerin işe devam edeceğini idarenin belirlediğini, bu nedenlerle öncelikle davanın husumet yokluğu nedeniyle, zamanaşımı ve husumet itirazları kabul görmez ise davanın esastan reddine, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, ”….Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde davacının iş mahkemesi kararlarına istinaden yapmış olduğu ödemeyi davalılar ile arasında düzenlenen hizmet alım sözleşmesi ve teknik şartname uyarınca tahsili amacı ile İstanbul … İcra Müdürlüğünün … E. Sayılı dosyası ile takip başlattığı, davalıların süresinde itirazı üzerine takibin durduğu davacının süresinde iş bu davayı açarak itirazın iptalini talep ettiği davalılar vekili tarafından husumet itirazında bulunulmuş ise de gerek hizmet alım sözleşmesi ve gerekse idari ve teknik şartname (İdari şartname 29. Maddesi) uyarınca alt iş veren pozisyonunda bulunan davalıların işçi alacaklarından kaynaklı tüm ödemelerden sorumlu olduğu, dolayısı ile iş mahkemesince işçi alacağının güvence altına alma amacı ile getirilen hükümler kapsamında yapılan yargılama ile yerleşik hale gelen yargı uygulamaları gözetilerek davacı PTT yi asıl iş veren olarak kabul edilmiş ve diğer davalılar yönünden ise husumetten redde karar verilmiş olmasının yukarıda izahı yapılan HGK ve Yargıtay Kararları dikkate alındığında tacir olan taraflar arasındaki rücu ilişkisi yönünden etkisinin bulunmadığı taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alınarak rücu ilişkisinin değerlendirilmesi gerektiği dolayısı ile iş mahkemesinin muvazaaya ilişkin tespiti ve Bölge Adliye Mahkemesinin tespit üzerinden yapmış olduğu değerlendirmelerin tacirler arasındaki ilişkiler yönünden ve önceki tarihli yargıtay uygulamaları yönünden yerinde olmadığı, bilirkişi raporunun faiz başlangıç tarihi yönünden hesaplamasının hatalı olduğu ödeme tarihinden itibaren faiz talebinde bulunan davacının talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla davanın kabulü ile davalıların haksız itirazlarının iptaline karar vermek gerekmiş alacağın likit olduğu inkar tazminatının yasal şartlarının oluştuğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına hüküm olunarak Davanın KABULÜ ile, İstanbul … İcra Müdürlüğünün … Esas sayılı takip dosyasında davalılar tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin aynen DEVAMINA,” dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Dava dışı … a ödenen işçilik alacağı dava dosyasında işçinin gerçekte PTT nın işçisi olduğunun belirtildiği, iş bu ilamın Yargıtay temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, asıl işveren PTT nın muvazaalı işlem yaptığı ve tek başına sorumlu olduğu, ihale sözleşmelerinde de dava konusu döneme ilişkin 2000 ve 2002 tarihli ihale sözleşmelerinde de kıdem tazminatı teklifinin fiyata dahil edilmediği, idari şartnamenin 8. Maddesinde teklife dahil olan giderlerin ” brüt asgari ücret, SSK payı, işsizlik payı, sigorta primleri, yol, yemek, kıyafet, fazla mesai, müteahhit karı” olarak belirtildiği, bu haliyle diğer alacak kalemleri dahil edilmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, Yargıtay yerleşmiş içtihatları uyarınca sorumluluk konusunda herhangi bir hüküm bulunmadığı durumlarda BK 167 .madde uyarınca işçilik alacaklarından 1/2 oranında yarı yarıya sorumlu kılınmasının gerektiği, belirtilerek mahkemece verilen kararın kaldırılması talep edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE 6100 sayılı HMK’nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılmıştır.Dava, dava dışı 16 işçi tarafından işçilik alacaklarının tahsili talepli açılan davalar sonucunda verilen mahkeme ilamlarının icraya konulması nedeniyle davacı tarafça ödenen bedel ve yargılama giderlerinin sözleşme hükümleri kapsamında davalı şirketin sorumlu olduğu iddiası ile ödenen bedellerin davalıdan tazmini istemine dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ….İcra Dairesinin … E sayılı takip dosyası ile davacı tarafça davalılar aleyhine takip alacaklısı sıfatıyla 186.598,64 TL asıl alacak, 19.324,46 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 205.923,10 TL’nın tahsili talepli 31.10.2013 tarihli ödeme emri düzenlendiği, borçlular vekilince yasal sürede borca ve fer ilerine itiraz edildiği ve davanın İİK 67.maddesi gereğince yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Davacı vekilince sunulan dava dilekçesi ile İstanbul 7.İş mahkemesinde görülen 16 ayrı (2004/70 E, ….2004/91E) dava sonucu verilen kararların alacaklılar vekilince icraya konulduğu ve Bakırköy …İcra Dairesinin 16 ayrı icra dosyasına ödeme yapılmak zorunda kalındığı belirtilmiş ve taraflar arasında düzenlenen 01.07.2002 tarihli sözleşme uyarınca ödenen bedel ve yargılama giderinin davalılardan rücuen tazmini talep edilmiştir. Posta Tekeli Dışında Kalan Gönderilerin Taşınması ve Dağıtımına İlişkin teknik Şartname, müteahhit tarafından çalıştırılacak dağıtım elemanlarında aranan şartlar, kullanılacak araçların nitelikleri, çalışma gün ve saati, görev yeri( Arnavutköy, B.Çekmece, Çatalca…12 PTT Merkezi) posta gönderilerin taşınması ve dağıtımı ile ilgili hususlar , PTT tarafından yapılacak kontrol ve denetimin nasıl olacağı belirlenmiştir.Davacı vekilince sunulan ”mukavele” başlıklı belgenin incelenmesinde ise; 12 PTT merkezindeki tekel dışı posta gönderilerinin merkezince belirtilecek güzergaha toplam 82 şoförlü araç ve 350 yaya elemanla taşıttırılıp dağıtımının 1 yıllık süre ile KDV hariç 2.306.815.680.000 TL bedelle yapılmasının kabul ve taahhüt edildiği belirtilmiş ve iş bu belgenin taraflarca imzalandığı anlaşılmaktadır. Posta Tekeli Dışında Kalan Gönderilerin Taşınması ve Dağıtımına Ait İdari Şartname ‘nin ”Diğer Hususlar başlıklı 29 . Maddesinde ; Elemanların İş Kanunu ve diğer kanunlardan doğan haklarından müteahhit sorumludur” hükmü yer almaktadır.Dava dışı işçiler tarafından işçilik alacaklarının tahsili için açılan davalar; İstanbul 7.İş Mahkemesi davaya konu işçilik alacağına ilişkin ilamların incelenmesinde ; mahkemece PTT yönünden açılan davanın kısmen kabulüne , Doğan Sosyal…. Şti ile … Şti yönünden ise davanın husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE dair verilen kararların Yargıtay 9.Hukuk Dairesince onandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davacıların PTT Genel Müdürlüğü işçisi olduğu 4857 sayılı Yasanın 2/7 maddesi nazara alınarak, davacı işçilerin başından itibaren PTT işçisi olarak kabul edildiği, diğer davalılar hakkındaki davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm ihdas edilmiştir.
Bilirkişi raporu: Taraflar arasında düzenlenen şartname, mukavele nazara alındığında; iş mahkemesi ilamı uyarınca davacının 13.09.2012 tarihinde 186.598,64 TL ödediği, iş bu dava ile ödenen bedelin rücuen tazmini talep edildiği, davacının davalılara rücu koşulları bakımından hizmet alım sözleşmeleri incelendiğinde hizmet alım sözleşmelerinin ”yüklenicinin sözleşme konusu işe ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları” başlıklı bölümünde ‘ yüklenicinin sözleşeme konusu işe ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları , ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür” hükmünün amir olduğu, genel Şartnamenin Altıncı bölümünde /m38-41) asıl işveren olarak kamu kurumu ile alt işveren olarak yüklenicinin rücu ilişkisi bakımından hukuki durumu hakkında açık büz düzenleme bulunmadığı, Yargıtay kamu ihale, mevzuatı kapsamında geçen Hizmet işleri Genel Şartnamesinin ” yüklenici çalıştırdığı işçilerin işin yapılmakta olduğu bir iş kolu veya meslekte aynı tipteki bu iş için mevzuatta kabul edilenlerden daha az elverişli olmayan şartlarda çalışmalarını ve ücret almalarını sağlayacaktır. Ücret, yan ödeme ve çalışma şartlarının toplu sözleşme veya mevzuatla tespit edilmemiş olması halinde yüklenici, en yakın ve en uygun bir bölgedeki iş kolu veya meslekte aynı tip bir iş için mevzuatla tespit edilenden daha az elverişli olmayan ücret, yan ödeme ve çalışma şartlarını sağlayacaktır.hükmünü, (m.38) asıl işveren ile alt iş veren arasındaki rücu ilişkisini düzenleyen bir hüküm olarak kabul etmediği, buna göre davacının ödediği tutarın BK 167 eşit paylaşım karinesi uyarınca yarısını iş bu davada rücu edebileceği ve bu haliyle 13.09.2012 başlangıç tarihli 186.598,64 TL nın 31.10.2013 bitiş tarihi ve %9 faiz oranı birlikte hesaplandığında; 205.601,03 TL ( faiz bedeli 19.002,39 TL olmakla) bedelin rücu edilebileceği, BK uyarınca müteselsil borçluların eşit oranda sorumlu oldukları kabul edildiğinde ise 102.800,50 TL olabileceği görüş ve tespitinde bulunulmuştur.Davacı, hizmet alım ihalesinin davalı tarafından üstlenildiğini, ihale şartnamesine göre, davalı yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin iş hukukundan doğan her türlü işçilik hakları ile ilgili ücret ve tazminatlarından sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış olup, dava dışı işçinin işçilik alacaklarının tahsili için, davacı aleyhine açtığı dava sonunda hesaplanan miktarın davacıdan tahsiline karar verildiği ve icra takibi sonunda da davacı tarafından ödendiği ihtilafsızdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı işçilere ödenen tazminat bedelinin hangi tarafın veya tarafların ne oranda sorumlu olduklarına ilişkindir. Davacı taraf idari ve teknik şartname uyarınca ödenen bedellerden davalıların sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalılar ise asıl işverenin davacı olması sebebiyle davacının sorumluluğunun bulunduğunu, davalıya ödenen sözleşme bedelinde kıdem tazminatı, ihbar tazminatı alacağının sözleşme gideri olan bedeller arasında yer almadığı için davalıların sorumlu olmadığını savunmuştur.Dava konusu olayda davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 818 sayılı Borçlar Kanunun 146.maddesinde “Borcun mahiyetinden hilafı istidlal olunmadıkça, müteselsil borçlulardan her biri alacaklıya yapılan tediyeden birbirine müsavi birer hisseyi üzerilerine almaya mecburdur. Ve hissesinden fazla tediyede bulunan, fazla ile diğerlerine rücu hakkını haizdir. Birinden tahsili mümkün olmayan miktar, diğerleri arasında mütesaviyen taksim olunur.” (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 167. maddesi “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.”) şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir.Ayrıca, İş Kanunu’nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Posta Kanunun 10. maddesinde PTT İdaresinin posta ulaştırmalarını düzenlemek için gerçek ve tüzel kişilerle ve taşıma ortakları ile sözleşme yapabileceği, PTT idaresinin postaların ayrım ve dağıtım işlerini ihale yoluyla 3. şahıslara gördürebileceği düzenlenmiştir.Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi ile sözleşmenin eki niteliğinde bulunan idari ve teknik şartnamede,5584 Sayılı Posta Kanunun 2,10 ve 16. Maddeleri dayanılarak PTT Genel Müdürlüğü Avrupa Yakası PTT Başmüdürlüğü Eminönü bölgesi 12 PTT merkezine ait posta tekeli dışında kalan gönderilerin ihale yoluyla gerçek ve tüzel kişilere (müteahhide) taşıttırılması ve dağıttırılması hizmetinin 17.07.2001 tarih, 24465 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan ve yürürlüğe giren PTT Genel Müdürlüğü Alım ve Satım Yönetmeliğine göre pazarlıksız ihaleye çıkılmak suretiyle yaptırılmasını kapsadığı belirtilmektedir. Teknik Şartnamenin 29. maddesinde ”Elemanların İş Kanunu ve diğer kanunlardan doğan haklarından müteahhit sorumludur.” 8. maddesinde tekliflerin hazırlanmasında yol bedeli, yemek bedeli, iş kıyafet bedeli, fazla mesai ücreti, asgari ücret, SSK ve işsizlik sigortası gibi işçilik alacakların nasıl ve hangi oranda hesaplamaya dahil edileceği belirlenmiştir.Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi ile sözleşmenin eki niteliğinde bulunan idari ve teknik şartnamede, çalışan işçilerin hak ve alacaklarından yüklenicinin yani davalının sorumlu olacağı açık bir şekilde düzenlenmiştir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümleri, tacir sıfatına haiz her iki tarafı da bağlayacağından, davacı Bakırköy İstanbul 7.İş mahkemesinde görülen 16 ayrı mahkeme ilamı gereğince ödemiş olduğu miktarın tamamını, davalılardan sözleşme uyarınca rücuen tahsilini talep hakkına sahiptir.Davaya konu somut olayda ise dava dışı 16 işçi yönünden açılan alacak davaları sonucunda davacı aleyhine ayrı ayrı icra takipleri başlatıldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler, dava dışı işçilerin özlük dosyaların öncelikle dosya arasına alınması ve incelenmesi gerekmektedir.Bilirkişi heyet raporunda mukavele, şartname ve mahkeme kararları kapsamında davacının davalı ortaklığa rücu edebileceği tutarın 205.601,03 TL olarak belirtilmiş ise de; her bir iş mahkemesi dava dosyasında yapılan masrafların, ve taleple bağlı kalınmak suretiyle davacının talep ettiği alacak kalemleri yönünden tarafların sorumlulukların başladığı ve sona erdiği tarihler nazara alınmak suretiyle ayrı ayrı hesaplama yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bilir kişi raporunda sözleşmenin tarafların hangi alacak kaleminden , hangi dönemler kapsamında ve hangi oranda sorumlu olduklarının tespit edildikten sonra davacının rücu edebileceği nihai miktar belirtilmelidir. Bu açıklamalara ve dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle yukarıdaki belirtilen bilgiler ışığında davalılara rücu edilebilecek miktarın denetime açık bir şekilde her bir davalı yönünden alacak kalemleri de nazara alınmak suretiyle ayrı ayrı hesaplanması gerekmekle; davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüyle kararın 6100 sayılı HMK’nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dairemizin kararına uygun şekilde yargılama yapıldıktan sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜNE,2- İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin, 2014/1222 Esas, 2017/1267 Karar ve 27/10/2017 tarihli kararının HMK’nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3.516,65 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/03/2021

Bir Yorum Gönder