ihale yolu ile satılan taşınmazın, KDV’den istisna olduğunu belirterek, KDV alınması yönündeki memur işleminin iptalini talep etmiş; mahkemece, ihale alıcısının, temlik edenin muafiyete ilişkin haklarına sahip olamayacağı gerekçesi ile 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17/4-r maddesindeki düzenlemeye ilişkin bir değerlendirme yapılmaksızın talep reddi
single page feature image

ihale yolu ile satılan taşınmazın, KDV’den istisna olduğunu belirterek, KDV alınması yönündeki memur işleminin iptalini talep etmiş; mahkemece, ihale alıcısının, temlik edenin muafiyete ilişkin haklarına sahip olamayacağı gerekçesi ile 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17/4-r maddesindeki düzenlemeye ilişkin bir değerlendirme yapılmaksızın talep reddi

T.C.
Yargıtay
12. Hukuk Dairesi

Esas No:2016/27731
Karar No:2016/22246
K. Tarihi:25.10.2016

MAHKEMESİ :İcra Hukuk MahkemesiYukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1-İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına, HUMK’nun 438. ve İİK’nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi:

2-Şikayetçinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Temlik alacaklısı ve aynı zamanda ihale alıcısı olan şikayetçinin icra mahkemesine başvurusunda, banka alacağını temlik alarak, taşınmazları alacağa mahsuben satın aldığını, KDV ve damga vergisinden muaf olduğunu ileri sürerek icra müdürlüğü işlemini şikayet ettiği, mahkemece KDV ve damga vergisinden temlik eden bankanın muaf tutulduğu, bankanın dosyada taraf sıfatı kalmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

25/10/1984 tarih ve 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17/4-r maddesinde; “Kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimleri”nin KDV kapsamından istisna olduğu belirtilmiştir. Yine taşınmaz ve taşınmaz niteliği taşıyan mal ve hakların satışında katma değer vergisi uygulaması ile ilgili olarak … Bakanlığı’nca yayınlanan 23/06/2010 tarihli sirkülerin 3.4 maddesinde de kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan taşınmazların satışının KDV’den istisna olup, bu satışların, müzayede suretiyle gerçekleşmesinin, belirtilen duruma etkisinin olmadığı, ancak istisna hükmünün, istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz teslimleri için geçerli olmadığı ifade edilmiştir.

Anılan yasal düzenlemelerde belirtilen kurum kavramının içine girmeleri nedeniyle şirketler de belirtilen istisnadan yararlanabileceklerdir.

Somut olayda şikayetçi, ihale yolu ile satılan taşınmazın, KDV’den istisna olduğunu belirterek, KDV alınması yönündeki memur işleminin iptalini talep etmiş; mahkemece, ihale alıcısının, temlik edenin muafiyete ilişkin haklarına sahip olamayacağı gerekçesi ile 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17/4-r maddesindeki düzenlemeye ilişkin bir değerlendirme yapılmaksızın talep reddedilmiştir.
Yukarıda ifade edildiği üzere, borçlu şirketin, 3065 sayılı Yasa’nın 17/4-r maddesi kapsamında belirtilen kurumlardan olması, bu hükmün uygulanması için yeterli olup, ayrıca alacaklının, banka niteliğini haiz olmamasının ve temlik veren ile halefiyet ilişkisinin değerlendirilmesi gerekmez.

Bu durumda, mahkemece, 3065 sayılı Yasa’nın 17/4-r maddesine göre değerlendirme yapılarak ihale konusu taşınmazın iki yılı aşkın süredir borçlu şirketin aktifinde kalıp kalmadığı ile anılan şirketin istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapıp yapmadığı araştırılarak, KDV Kanunu’nun 17/4-r maddesinde belirtilen istisna kapsamında olup olmadığının tespiti ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan; Vergi Kanunlarının Yeni Türk Lirasına Uyumu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında 01.01.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5281 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun, damga vergisinden istisna edilen işlemleri kapsayan (2) sayılı tablosuna 35 numaralı fıkra eklenmiştir. Bu fıkraya göre; 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 8. maddesinin birinci fıkrasının (12) numaralı bendi kapsamındaki işlemler nedeniyle düzenlenen kâğıtlar, damga vergisinden istisna tutulmuştur. O halde mahkemece; şikayetçinin damga vergisinden muaf olup olmadığı hususunda anılan mevzuat hükümleri değerlendirilerek şikayetçinin belirtilen istisna kapsamında olup olmadığının araştırılması suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken istemin yazılı gerekçe ile reddi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.