ihalenin usulsüz ve hukuka aykırı olarak yapıldığını, müvekkilleri adına vekillerinin ihaleyi izlemek üzere ihale saatinden evvel TMSF merkezine gittiklerinde bina içerisine alınmadığını
blog img

ihalenin usulsüz ve hukuka aykırı olarak yapıldığını, müvekkilleri adına vekillerinin ihaleyi izlemek üzere ihale saatinden evvel TMSF merkezine gittiklerinde bina içerisine alınmadığını

T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/69
KARAR NO : 2021/388

DAVA : İhalenin İptali
DAVA TARİHİ : 28/01/2021
KARAR TARİHİ : 16/04/2021

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı şirketin ortağı olduklarını, davacılardan …’nun davalı şirketin eski yöneticisi olduğunu, müvekkili hakkında İzmir C.Başsavcılığının … numaralı soruşturmasının başlatıldığını ve akabinde İzmir … SCM … D.iş sayılı ve 29/09/2016 tarihli kararı ile davalı şirkete kayyım atanmasına karar verildiğini, bu tarihten itibaren şirket yönetiminin müvekkilleri namına TMSF tarafından görevlendirilen heyet tarafından gerçekleştirildiğini, kayyımlar tarafından yapılan kötü yönetim nedeniyle Türkiye’nin en karlı verimli şirketinin 4 yılın sonunda taşınmazlarını satma noktasına geldiğini, ihale yoluyla 3. kişilere devredilmek istenen davalı şirketin ortakları olan müvekkilleri hakkındaki İzmir … AĞCM’nin … esas sayılı ceza yargılamasının halen devam ettiğini, iddianame içeriğinde şirketin müsaderesi talebinin bulunmadığını, geçici suretle TMSF idaresine bırakılan bir şirket olduğunu, Torbalı C.Başsavcılığına kayyımlar hakkında 18/12/2019 tarihinde görevi kötüye kullanma, zimmet suçlarından dolayı suç duyurusunda bulunduklarını ve halen soruşturmanın devam ettiğini, mali suçları araştırma kurulu tarafından zimmet suçu bakımından araştırmaların sürdürüldüğünü, TMSF tarafından da kendi içinde incelemenin devam ettiğinin bildirilmesine rağmen davalı şirketin satışa çıkarılmasının ihmali olan görevlilerin kollandığını açıkça gösterdiğini, kayyımların geçici olarak idare ettikleri şirketin tamamının satılmasının iyi idare edilmediğini gösterdiğini, müvekkilinin mal varlığının müsadere edilmediğini, şirket mülkiyetinin halen müvekkillerine ait olduğunu, yönetime tedbiren el konulduğunu, söz konusu kayyumun idare kayyumu olduğunu, şirketin TMSF tarafından devir alınan bir şirket olmadığını, bu nedenle şirket hakkında satış kararı alınamayacağını, satışın ancak genel kurul kararı ile yapılabileceğini, ihalenin usulsüz ve hukuka aykırı olarak yapıldığını, müvekkilleri adına vekillerinin ihaleyi izlemek üzere ihale saatinden evvel TMSF merkezine gittiklerinde bina içerisine alınmadığını, ihaleye fesat karıştırıldığını, ihaleye giren tek firmanın ihale bedelinden sadece 100.000-TL artırım yaparak davalı şirketin mal varlığına sahip olmasının normal bir durum olmadığını, davalı şirketin sadece gayrimenkullerinin değerinin 9.320.000-TL üzerinde olmasına rağmen şirketin 6.200.000-TL’ye satılmasında kamu zararının en az 4 ila 10.000.000TL olduğunu böylelikle şirket ortaklarına verilen zararın perdelenmeye çalışıldığını ileri sürerek, davalı şirketin 26/01/2021 tarihinde satışı için yapılan ihalenin usul ve kanuna aykırılığı nedeniyle iptaline ve ihtiyati tedbire karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde; davalı şirketin eski yöneticisi ve ortaklarının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı/irtisaklı olmaları gerekçesiyle başlatılan soruşturma kapsamında CMK 133 maddesi gereğince ve 674 sayılı KHK’nın 19 maddesi hükümleri doğrultusunda TMSF’nin kayyım olarak atanmasına karar verildiğini, bu nedenle davacı ve diğer tüm yönetim kurulu üyelerinin yetkilerinin sona erdiğini, şirket ortaklarının ortaklıktan kaynaklanan haklarının da tümüyle askıya alındığını, 674 sayılı KHK ve 694 sayılı KHK gereğince yönetimine TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketlerin genel kurul yetkilerinin TMSF fon kuruluna verildiğini, şirketin yönetiminin halen Tasarruf Mevduatı Fon Kurulu tarafından atanan yönetim kurulu üyeleri tarafından yönetildiğini, 674 sayılı KHK’nın 19 maddesi ile Başbakan yardımcısına verilen yetkilerin başbakan yardımcısı tarafından 10/11/2016 tarihli 6758 sayılı kanunun 19 maddesi kapsamında devredilen yetkiler yönergesinin 5. maddesiyle Tasarruf Mevduatı Fon Kuruluna devir edildiğini, bu nedenle yönetim kurulu atama yetkisi ile TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketin genel kurul yetkilerinin TMSF fon kurulu tarafından kullanıldığını, 6758 sayılı kanunun 20 maddesi gereğince 5411 sayılı bankacılık kanunu ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF tarafından devralınan şirketler ve bunların varlıkları ile ilgili olarak fona verilen yetkiler bu kanun ile TMSF’ne verilen kayyımlık görevi ile satış ve tasfiye işlemlerinde bu şirketlerin yahut bunların sahiplerinin fona borçlu olup olmadığına ve varlıkları üzerinde fon haczi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kıyasen uygulama hükmünün yer aldığını, davalı şirketin satışının iptali talep edilmiş ise de, satış işlemlerinin yukarıda yazılı yasal düzenlemelere uygun olarak yapıldığını bu nedenle yapılan ihalenin iptali talebinde haklılık bulunmadığını, davanın müvekkili şirkete yöneltilmiş ise de davanın konusunu oluşturan satış işleminin TMSF tarafından alınan idari kararlar ile yürütüldüğünü, davanın idari işleminin iptali talebiyle ikame edilmesi gerektiğini, sonuç olarak davayı görmeye ATM’nin değil İdare Mahkemesi’nin görevli olduğunu, yetkili İdare Mahkemesi’nin İstanbul İdare Mahkemesi’nin olduğunu, davacıların taraf olma dava açma sıfatlarının bulunmadığını bildirerek belirtilen nedenlerle usulden ret kararı verilmesini bunun yanı sıra tüm taleplerin esastan da reddi gerektiğini davacıların bu dava nedeniyle teminat göstermeleri gerektiğini savunmuştur.
Davalı şirkete satışın dayanağı kararın bildirilmesi konusunda yazılan müzekkereye verilen cevap da; İzmir CBS’nin … sayılı soruşturması kapsamında … SCM’nin … D.İş sayılı 29/09/2016 tarihli kararı ile şirkete TMSF’nin kayyım olarak atandığını, şirketin bu güne kadar TMSF tarafından atanan yönetim kurulu başkan ve üyeleri tarafından yönetildiğini, TMSF fon kurulunun 03/01/2020 tarihli … sayılı kararı ile şirketleri hakkında ticari ve iktisadi bütünlük kararı alındığını, şirketin iktisadi bütünlüğünün satışının 26/01/2020 günü yapıldığını, fonun satış iş ve işlemlerinin 6758 sayılı kanunun 19. ve 20 maddeleri ile 674 sayılı KHK’nun 19. maddesi çerçevesinde TMSF tarafından yürütüldüğünü, bu nedenle ihalenin akıbeti hakkında şirketlerinde evrak bulunmadığı bildirilmiştir.
TMSF … Tahsilat Daire Başkanlığının 23/02/2021 tarihli yazısında; davalı şirketin kayyımlık yetkisinin fona devredildiğini, davalı şirketin mali durumunun sürdürülemez olduğu sonucuna varıldığını, fon kurulunun 03/01/2020 tarihli … sayılı kararı ile davalı şirkete ait varlıkların ticari ve iktisadi bütünlük kapsamında fon tarafından satışına karar verildiğini, bu kapsamda makine, teçhizat araçlar ve gayrimenkullerinin değerinin değerleme şirketlerine yaptırıldığını, buna göre … Ürünleri Ticari ve iktisadi bütünlüğünün muhammen bedelinin 6.200.000-TL olarak tespit edilmesine ve satışına karar verildiğini, 26/01/2021 tarihinde yapılan ihale sonrasında en yüksek teklifin 6.300.000-TL ve muhammen bedelin üstünde … Hayvancılık Ltd Şti tarafından verildiğini ve bu şirkete ihale edildiğini ihale sonucunun fon kurulu tarafından değerlendirildiğini, satışın şirketin faaliyetini yürütmekte kullandığı ve mevcut faaliyeti için gerekli olan mal hak ve varlıkların devrini ihtiva eden cebri icra satışı olduğunu bildirilmiştir.
Toplanan tüm deliller karşısında; davacılar hakkında FETÖ-PDY Silahlı Terör Örgütü üyesi olmak ve terör örgütlerine finansman sağlamak eylemlerinden dolayı yürütülen İzmir CBS’nin … sayılı soruşturması kapsamında İzmir … SCM Hakimliğinin 29/06/2016 tarihli … D.İş sayılı kararı ile bu kişilerin ortağı olduğu başka bir kısım şirketlerle birlikte davalı … Ürünleri Gıda ve Hayvancılık San ve Tic AŞ’ne CMK 133 maddesi uyarınca kayyım atanmasına karar verildiği anlaşılmıştır. 01/09/2016 tarihinde yürürlüğe giren 674 sayılı KHK’nun 19.maddesi ile kayyımın yetkisi TMSF’ne verilmiş, davalı şirket bu tarihten sonra fon tarafından atanan yöneticiler tarafından idare edilmiştir. 24/11/2016 tarihinde yayınlanan 6758 sayılı yasanın 19 maddesi ile terör örgütlerine aidiyeti irtisakı ve irtibatı nedeniyle CMK 133 maddesi kapsamında kayyım atanmasına karar verilen şirketlerde görev yapan kayyımların yetkilerinin hakim veya mahkeme tarafından TMSF’ne devredilir. Devir ile birlikte kayyımların görevine son verilir hükmü ile 674 sayılı KHK’nun 19 maddesindeki düzenleme doğrultusunda kanuni düzenleme yapılmıştır. 6758 sayılı yasanın 19/3 ve 20. maddeleri ile yönetimi TMSF’ye devredilen şirketlerin veya varlıklarının satışına şirketin fesih ve tasfiyesine karar verebilmesi konusunda TMSF’ye yetki verilmiştir. TMSF Fon Kurulu’nun 03/01/2020 tarihli … sayılı kararı ile … Ürünleri Gıda ve Hayv San Tic AŞ’nin varlıklarının ticari ve iktisadi bütünlüğü kapsamında satışına karar verilmiş, yine fon kurulunun 03/01/2020 tarihli …. sayılı kararı ile … Ürünleri Gıda ve Hayvancılık San Tic AŞ’nin gayrimenkulleri, menkul malları büyükbaş, hayvanları taşıtları alacak ve mevduatlarının taraf olduğu sözleşmelerden doğan tüm hak ve varlıkları bir araya getirilerek ticari ve iktisadi bütünlük oluşturulmasına ve ticari ve iktisadi bütünlüğün satışına satışın kapalı zarf açık artırma usulleri ile gerçekleştirilmesine, satış komisyonu oluşturulmasına karar verildiği bu kapsamda davalı şirketin ticari ve iktisadi bütünlüğünün 26/01/2021 tarihinde açık artırma sonucunda 6.300.000-TL bedelle ihale edildiği, ihale sonucunun fon kurulu tarafından değerlendirildiği anlaşılmıştır.
Davalı şirketin dava konusu edilen ticari ve iktisadi bütünlük satışının TMSF Fon Kurulu tarafından alınan kararla gerçekleştirildiği, TMSF Fon Kurulu kararlarının idari nitelikte kararlar olduğu, bu kararlara karşı idari yargı yerinde hukuki başvuruda bulunulabileceği, bu nedenle davayı görmeye mahkememizin görevli olmadığı kanaatine varılmakla davanın HMK 114/1-b ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davayı görmeye İdare Mahkemesi’nin görevli olup mahkememiz görevli olmadığından yargı yolu bakımından HMK 114/1-b ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine,
2-Alınması gerekli 59,30-TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenen 2.040,00-TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
Dair, oybirliği ile verilen karar davacılar vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.16/04/2021

Başkan …
e -imzalıdır

Üye …
e -imzalıdır

Üye …
e -imzalıdır

Katip …
e -imzalıdır

Bir Yorum Gönder