ihale ile alınan iş kapsamında hizmet sözleşmesi imzalandığı müvekkilinin dava dışı personel ile hizmet sözleşmesinin * tarihinde son bulduğu davacının dava dışı işçinin işçilik alacakları yönünden ve ayrıca icra dosyasına harç ve masraf olarak ödeme yaptığı tarihlere göre öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği iş bu davanın konusunun Mahkeme dosyasında hükmedilen ve idare tarafından işçiye ödenmiş olan işçinin kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücretlerinin tahsili hk 
blog img

ihale ile alınan iş kapsamında hizmet sözleşmesi imzalandığı müvekkilinin dava dışı personel ile hizmet sözleşmesinin * tarihinde son bulduğu davacının dava dışı işçinin işçilik alacakları yönünden ve ayrıca icra dosyasına harç ve masraf olarak ödeme yaptığı tarihlere göre öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği iş bu davanın konusunun Mahkeme dosyasında hükmedilen ve idare tarafından işçiye ödenmiş olan işçinin kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücretlerinin tahsili hk 

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/217
KARAR NO : 2021/255
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/11/2017
NUMARASI : 2017/79 Esas – 2017/862 Karar

DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet ihale Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 10/03/2021
6100 Sayılı HMK’nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı … tarafından iş akdinin haksız oarak feshedildiğinden bahisle doğan işçilik alacaklarının tahsili talebiyle müvekkili aleyhine Bakırköy 19. İş Mahkemesinin 2013/617 E. sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, iş bu davanın davalıya ihbar edildiğini, yapılan yargılama sonucunda verilen kararın temyiz incelemesinden geçmek suretiyle de onandığını, dava dışı işçi tarafından yapılan icra takibi nedeniyle müvekkili tarafından dosyaya 05/01/2017 tarihinde 12.035,23 TL ödeme yapıldığını, ayrıca iş mahkemesi dosyasında 211,00 TL onama harcı, 203,60 TL bakiye karar harcı ve 227,00 TL temyiz harcı olmak üzere toplam 641,60 TL masraf yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin hizmet alım sözleşmesi olması sebebiyle işçilik alacakları ödenen dava dışı işçinin davalı şirket çalışanı olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında ödenen bedellerden davalının sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 12.676,83 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizleri ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili şirket arasında imzalanan Hizmet Alım Sözleşmesi gereğince, ihale ile alınan iş kapsamında dava dışı … ile hizmet sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin dava dışı personel ile hizmet sözleşmesinin 10/05/2007 tarihinde son bulduğunu, davacının dava dışı işçinin işçilik alacakları yönünden ve ayrıca icra dosyasına harç ve masraf olarak ödeme yaptığı tarihlere göre öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, iş bu davanın konusunun Bakırköy 19. İş Mahkemesinin 2013/617 E. sayılı dosyasında hükmedilen ve idare tarafından işçiye ödenmiş olan işçinin kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücretlerinin tahsili talebi olduğunu, işçilerin kıdem tazminatlarından ve yıllık izin ücretinden davacının sorumlu olduğunu, ayrıca dava dışı personelin müvekkili şirkette bir yıldan az bir süre çalışmış olup kıdem tazminatı ve yıllık izin hakkı doğmadan iş akdinin sona erdiğini, personelin istifa ederek kendisinin iş akdini sona erdirdiğini, dava dışı personelin, müvekkili şirkette çalıştıkları döneme ilişkin işçilik hak ve alacağı bulunmadığını belirterek zamanaşımı ve husumet itirazları göz önüne alınarak usul yönünden, aksi halde haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/79 E. 2017/862 K. sayılı 14/11/2017 tarihli kararı ile; “…Somut olayda hukuki ihtilaf davacının dava dışı işçiye yaptığı ödemeyi davalıdan talep edip edemeyeceği noktasındadır. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre yüklenici sözleşmesi uyarınca idare için yüklenicinin çalıştıracağı tüm işçilerin İş Kanunundan doğan tüm hak ve sorumlulukları yükleniciye aittir. Ancak işçi açısından bu sözleşme bağlayıcı olmayıp işçi ister idareye üst işveren olarak isterse yükleniciye asıl işceren olarak dava açmakta özgür olup, nitekim dava dışı işçi, işçilik hakları konusunda davasının idareye yöneltmiş ve Bakırköy 19. İş Mahkemesi, davalı idare aleyhine hüküm kurmuş ve ve bu hükmün icaraya konulması neticesi davacı idarece icra dosyasına 12.035,23 TL ödeme yapılmıştır.Sözleşmeye göre ödenen bu meblağdan davalı yan sorumludur. Temyiz dosya masraflarından ise davalı yanı sorumlu tutmak sözleşmeye göre mümkün görülmemiştir. Her ne kadar davacı yan ödeme tarihinden itibaren faiz talep etmiş ise de ödeme tarihi yasal bir temerrüd tarihi değildir, kaldı ki işçi nezdinde kendisi de yasal sorumludur. Bu nedenle davalı yanı dava öncesi temerrüde düşürmediğinden ancak dava tarihinden itibaren faiz isteyebileceği kabul edilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 12.035,25 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde katılma yoluyla sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay HGK ve Yargıtay 11. ve 23. Hukuk Dairelerinin kararları gereğince taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alınarak rücu ilişkisinin değerlendirilmesi gerektiğini, sözleşmeler gereğince işçilere ödenen bedellerden davalının son işveren olarak sorumlu olduğunu, mahkemece iş davasında yapılan masraflar yönünden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca ödeme yapılan tarihten itibaren avans faizine hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Posta ayrımı ve dağıtımı işinin davacı idarenin asıl işi olması sebebiyle İş Kanunu 2.maddesi gereğince, dava dışı işçinin başlangıçtan itibaren PTT işçisi olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin sadece işçi temin ettiğini, işçilerin emir ve talimatı PTT yetkililerinden aldığını, işçilerin açtığı davada mahkemenin işçinin başından itibaren PTT’nin işçisi olduğu sonuç ve kanaatine ulaştığını, somut olayda İş Kanunu 2.maddesi gereğince muvazaa olgusunun gerçekleştiğini, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretinin sözleşme bedeline dahil olan giderler arasında sayılmadığını, dava dışı işçinin müvekkili şirkette 1 yıldan az süre ile çalıştığı için müvekkilinin kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretinden sorumlu olmadığını, 10/09/2014 tarihinde 6552 sayılı Kanun ile 4857 sayılı İş Kanununda yapılan değişiklik neticesinde yıllık izin ücretleri ve kıdem tazminatı yönünden asıl işverenin sorumlu olduğunun düzenlendiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla ihale sözleşmesinde işçi alacaklarından kimin sorumlu olacağına dair bir hükmün yer almadığını, davalı şirketin ancak işçileri çalıştırdığı dönem için hesaplanacak tutarın yarısı ile davacı idareyle birlikte sorumlu olacağını, yargılama giderleri ve faiz yönünden davalı şirketin sorumlu tutulamayacağını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK’nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılmıştır.Dava, taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalıştırılan işçilere ödenen işçilik alacaklarından, sözleşme hükümleri kapsamında davalı şirketin sorumlu olduğu iddiası ile ödenen bedellerin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davacı, hizmet alım ihalesinin davalı tarafından üstlenildiğini, ihale şartnamesine göre, davalı yüklenicinin çalıştırdığı işçilerin iş hukukundan doğan her türlü işçilik hakları ile ilgili ücret ve tazminatlarından sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış olup, dava dışı işçinin işçilik alacaklarının tahsili için, davacı aleyhine açtığı dava sonunda hesaplanan miktarın davacıdan tahsiline karar verildiği ve icra takibi sonunda da davacı tarafından ödendiği ihtilafsızdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, dini ve milli bayram tatil ücretinden hangi tarafın veya tarafların ne oranda sorumlu olduklarına ilişkindir. Davacı taraf idari ve teknik şartname uyarınca ödenen bedellerden davalının sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı ise asıl işverenin davacı olması sebebiyle davacının sorumluluğunun bulunduğunu, aksi kabul edilse dahi işçinin davalı şirkette çalıştığı dönem itibariyle hesaplanacak bedelin yarısından davacı ile birlikte sorumlu olacağını savunmuştur.Bakırköy 19. İş Mahkemesinin 2013/617 E. 2014/543 K. sayılı dosyasında; davacı … tarafından davalı PTT Genel Müdürlüğü aleyhine işçilik alacaklarının tahsili için açılan davada, 04/01/2003-10/05/2007 tarihleri arasında, taşeron firmalarl yapılan hizmet sözleşmeleri kapsamında PTT’de çalıştığı, 04/01/2003-27/06/2005 tarihleri arasında …Ltd Şti’de, 28/06/2005-15/05/2006 tarihleri arasında ….Ltd Şti’de, 16/05/2006-10/05/2007 tarihleri arasında ise davalı ….Ltd. Şti’de çalıştığı, iş akdinin davalı …Ltd.Şti tarafından feshedildiği belirlenmiş ve 2.399,36 TL net kıdem tazminatı, 1.081,09 TL net ihbar tazminatı ve 650,00 TL net yıllık izin alacağı ücretinin tahsili ile davacı … ödenmesine 31/12/2014 tarihinde karar verilmiş, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2015/8375 E. 2016/22222 K. Sayılı 15/12/2016 tarihli kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Bakırköy …. İcra Müdürlüğü’nün … E. sayılı takip dosyasında; alacaklı … tarafından Bakırköy 19. İş Mahkemesinin 2013/617 E. 2014/543 K. sayılı ilamı gereğince, … AŞ aleyhine 2.399,36 TL net kıdem tazminatı, 1.081,09 TL net ihbar tazminatı ve 650,00 TL net yıllık izin alacağı ile her bir alacak için işlemiş faiz ve ilam vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin toplamı olan 10.242,48 TL üzerinden 06/12/2016 tarihinde ilamlı takip başlatılmış, 09/01/2017 tarihli kapak hesabına göre takip sonrası faiz ve masraflarla toplam 12.034,54 TL hesap edilmiş, … AŞ tarafından icra dosyasına 06/01/2017 tarihinde 12.035,23 TL ödeme yapılmıştır. Davacının talebi, icra dosyası kapsamında ödenen 12.035,23 TL ile Bkırköy 19. İş Mahkemesinin 2013/617 E. 2014/543 K. sayılı dosyasında 211,00 TL onama harcı, 203,60 TL bakiye karar harcı ve 227,00 TL temyiz harcı olmak üzere toplam 641,60 TL masrafın tahsili istemine ilişkindir. Dava konusu olayda davacı ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusudur ve işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla getirilmiş olan sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Nitekim 818 sayılı Borçlar Kanunun 146.maddesinde “Borcun mahiyetinden hilafı istidlal olunmadıkça, müteselsil borçlulardan her biri alacaklıya yapılan tediyeden birbirine müsavi birer hisseyi üzerlerine almağa mecburdur. Ve hissesinden fazla tediyede bulunan, fazla ile diğerlerine rücu hakkını haizdir. Birinden tahsili mümkün olmayan miktar, diğerleri arasında mütesaviyen taksim olunur.” (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 167. maddesi “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.”) şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmesi gerekmektedir.Taraflar arasında davacının İdare, davalının Yüklenici olduğu16/05/2006-31/12/2006 tarihlerini arasında yürütülmesine ilişkin hizmet alım sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin 33. maddesinde ve sözleşmenin eki olan idari şartnamenin 45. maddesinde “İstihdam ettiği işçinin işvereni, muhatabı ve sorumlusu yüklenicidir. İdare kesinlikle işçinin işvereni, muhatabı ve sorumlusu değildir” düzenlemeleri yer almaktadır. Posta Tekeli Dışında Kalan Gönderilerin İşlenmesi, Taşınması ve Dağıtımına İlişkin Teknik Şartnamenin yüklenicinin sorumluluğu başlıklı 9. maddesinin 9.23 bendinde “İhale konusu işin bitiminde veya herhangi bir nedenle işten ayrılan işçinin/işçilerin her türlü ücret ve sosyal haklarını, hafta ve genel tatil günlerine ait fazla mesai ücretlerini, yıllık izin ücretlerini, ihbar ve kıdem tazminatlarını öder ve bunları ödediğine ve hiçbir alacakları kalmadığına dair işçiler tarafından imzalanan ve usulüne uygun düzenlenmiş (mutlak suretle üzerinde yazı ve rakamla miktar belirtilmiş) ibranameyi imzalayarak işçi/işçilerin işten ayrılış tarihlerinden itibaren beş (5) iş günü içerisinde idareye teslim eder.”, 9.27 bendinde “Hizmet Sözleşmesi, 506 sayılı SSK Kanunu, 4857 Sayılı İş Kanunu ve diğer kanun, tüzük ve yönetmeliklerden doğacak tüm yükümlülükler, yükleniciye aittir”, 9.28 maddesinde ise “Kurumun 4857 sayılı İş Kanununun 2 maddesi uyarınca asıl iş veren sıfatı ile yüklenicinin çalıştırdığı işçiler ile sözleşme konusu iş ile ilgili ödemek zorunda kalacağı her türlü ödemeler hakkındaki rücu hakkını kabul eder.” hükümlerini içermektedir. 05/12/2007 tarihinde ise 2007/82290 kayıt numaralı, 250 personel ile 15/12/2007-31/12/2009 tarihlerini arasında yürütülmesine ilişkin hizmet alım sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin 23. maddesinde “Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, Yüklenici bunlara aynen uymakla yükümlüdür.”, 37. Maddesinde ve sözleşmenin eki olan idari şartnamenin Diğer Hususlar başlıklı VI. bölümünün 1. maddesinde “İstihdam ettiği işçinin işvereni, muhatabı ve sorumlusu yüklenicidir. İdare kesinlikle işçinin işvereni, muhatabı ve sorumlusu değildir.” düzenlemeleri yer almaktadır. İdari şartnamenin 26.6 maddesinde “İhbar ve kıdem tazminatı, sözleşme gideri % 3 oranındaki sözleşme ve genel giderleri içinde yer almakta olup bu giderler için ayrıca bir bedel öngörülmeyecektir. İsteklilerin tekliflerini buna göre verdikleri kabul edilecektir.”, Teknik Şartnamenin 8.24 maddesinde “Hizmet sözleşmesi 506 sayılı SSK Kanunu, 4857 ve 1475 sayılı iş kanunları ve diğer kanun, Tüzük ve Yönetmeliklerden doğacak bütün yükümlülükler yükleniciye aittir. Kanunlar gereği idarece ödenmek zorunda kalınan her türlü meblağın (işçi alacağı, tazminat, idari para cezası gibi) yükleniciye rücu hakkı saklıdır.” hükümlerini içermektedir.Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi ile sözleşmenin eki niteliğinde bulunan idari ve teknik şartnamede, çalışan işçilerin hak ve alacaklarından yüklenicinin yani alt işveren olan davalının sorumlu olacağı açık bir şekilde düzenlenmiştir. Tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümleri, tacir sıfatına haiz her iki tarafı da bağlayacağından, davalının dava dışı işçiyi çalıştırdığı süreye denk gelen tazminattan sorumlu olacağı sabittir. Somut olayda hesaplama yönünden bilirkişi raporu alınmaksızın, ilk derece mahkemesince davacının dava dışı işçilere ödediği kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve izin ücreti alacaklarının tamamından sözleşme hükümleri gereğince davalı sorumlu tutulmuş ise de; davalının bu sorumluluğu, kıdem tazminatı ve yıllık izin alacağı yönünden dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısım ile sınırlıdır. İhbar tazminatının tamamından son alt işveren olan davalı sorumludur. Davalının son alt işveren olarak dava konusu alacağın tamamından sorumluluğu ise sadece işçiye karşı bir sorumluluktur. Bu nedenle dava dışı işçinin davalı işçisi olarak çalıştığı süre bir yıldan az olsa bile işçiyi çalıştırdığı süre ile orantılı olarak kıdem tazminatı ve yıllık izin alacağı bedellerin davalıdan tahsiline, davalının son alt işveren olması sebebiyle ihbar tazminatının ise tamamen davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde ödenen yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti açısından da işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak rücu imkanının değerlendirilmesi gerekmektedir (Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2016/4926 E. 2018/6465 K. sayılı, 2015/41194 E. 2017/11657 K. sayılı, 2016/21572 E. 2018/7468 K. sayılı emsal ilamları). Davacı vekilinin istinaf talebi; Bakırköy 19. İş Mahkemesinin 2013/617 E. 2014/543 K. sayılı dosyasında 211,00 TL onama harcı, 203,60 TL bakiye karar harcı ve 227,00 TL temyiz harcı olmak üzere toplam 641,60 TL yönünden dava kısmen reddedilmiş olup, reddedilen kısma ilişkin davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş ise de; 2017 yılında istinaf kanun yoluna başvuru için parasal sınır 3.110,00 TL olarak belirlenmiştir. Yani bu miktarın altında olan kararlar kesin olup, davacı vekili tarafından kısmen reddedilen 641,60 TL yönünden istinaf yoluna başvurulmuş ise de kararın verildiği tarih itibariyle reddedilen miktar yönünden kararın kesin olduğu tespit edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 346.maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan, istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları ile ilgili olarak aynı yasanın 352/1.b maddesi gereğince, istinaf mahkemesince karar verilir. Açıklanan yasal düzenlemeler ışığında, kanun yolu başvurusuna konu edilen kararın, karar tarihi itibariyle davacı yönünden kesin nitelikte olması nedeniyle, istinafı kabil bir karar olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 341/2 ve 352/1.b maddeleri uyarınca reddine karar verilmelidir. Kabul edilen miktar yönünden ise ödeme yapılan tarihten itibaren avans faizine hükmedilmesi gerektiği yönünde istinaf yoluna başvurulmuş ise de; Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2015/8139 E. 2016/1628 K. sayılı 16/03/2016 tarihli ilamı “…Dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK’nın 117/2. maddesinde, sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olmaması halinde haksız iktisap tarihinden itibaren temerrüt faizi istenebilir ise de, somut olayda, yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan alacağın tahsili kapsamında talep edilen bedele borçlunun bir ihtar ile temerrüde düşürüldüğü tarihten itibaren faiz istenebilir. Hüküm altına alınan bedel yönünden davalı borçlunun, dava tarihinden önce TBK’nın 117. maddesine uygun şekilde miktar ve ödeme talebi içeren bir ihtar ile temerrüde düşürüldüğü iddia edilmediği gibi, bu yönde bir delil de ibraz edilememiştir. Bu durumda mahkemece, faizin dava tarihinden başlatılması gerekirken kesinti tarihinden başlatılması doğru olmamıştır.” şeklinde olup, mahkemece dava tarihinden itibaren avans faiz uygulanması yerinde olduğundan, davacı vekilinin faiz başlangıç tarihi yönünden istinaf talebinin 6100 sayılı HMK’nun 353/1.b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmelidir. Davalı vekilinin istinaf talebi; Dava dışı işçi 04/11/2003-27/06/2005 tarihleri arasında ….Ltd Şti’de, 28/06/2005-15/05/2006 tarihleri arasında ….Ltd Şti’de, 16/05/2006-10/05/2007 tarihleri arasında ise davalı ….Ltd. Şti’de çalışmıştır. Davacının kıdeminin 3 yıl 6 ay 6 gün olduğu belirlenmiş olup gün hesabı ile 1281 gündür. Davalı şirkette 16/05/2006-10/05/2007 tarihleri arasında 360 gün çalışmıştır. Diğer alt işverenlerde çalıştığı süre 1281-360 = 921 gündür. Dava dışı işçinin, iş akdi davalı tarafından feshedildiğinden, son işveren olan davalı ihbar tazminatı ve bu tazminatın takip öncesi işlemiş faizi ile kapak hesap/ödeme tarihine kadar işlemiş faizi, ihbar tazminatı için ödenen yargılama ve icra harçları yönünden tek başına sorumludur. Kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti alacağı, bu alacakların takip öncesi işlemiş faizi ile kapak hesap tarihine kadar işlemiş faizi, yargılama giderleri ile vekalet ücreti, harç yönünden ise sorumluluğunun, dava dışı işçiyi çalıştırdığı süre itibariyle oranlanarak hesap edilmesi gerekmektedir. İcra dosyasında 1.081,09 TL ihbar tazminatı ve 444,69 TL işlemiş faiz takipte kesinleşen miktardır. 1.081,09 TL ihbar tazminatının takip tarihi olan 06/12/2016 tarihinden kapak hesabının yapıldığı 09/01/2017 tarihine kadar yasal faiz miktarı 1.081,09 TL X 35 gün X 9 faiz oranı / 36500 = 9,33 TL hesap edilmiştir. Bu durumda ihbar tazminatı olarak ödenen toplam miktar 1.081,09 TL ihbar tazminatı + 444,69 TL takip tarihine kadar işlemiş faiz + 9,33 TL ödeme tarihine kadar işlemiş faiz = 1.535,11 TL’dir. Bakırköy 19. İş Mahkemesinin 2013/617 E. 2014/543 K. sayılı dosyasında 1.081,09 TL ihbar tazminatı için alınması gereken karar ve ilam harcı 73,84 TL olup bu harcın 1/4’ü yargılama aşamasında alındığından 18,46 TL ödenmiştir. Takip talebinde bu miktar yargılama gideri olarak talep edildiğinden, karar tarihi olan 31/12/2014 tarihinden 06/12/2016 takip tarihine kadar yasal faiz miktarı 18,46 X 706 gün X 9 faiz oranı / 36500 = 3,21 TL hesap edilmiştir. Takip tarihi olan 06/12/2016 tarihinden kapak hesabının yapıldığı 09/01/2017 tarihine kadar yasal faiz miktarı ise 18,46 TL X 35 gün X 9 faiz oranı / 36500 = 0,16 TL hesap edilmiştir. İhbar tazminatı için yargılama gideri olarak ödenen harç miktarı 18,46 TL + 3,21 TL + 0,16 TL = 21,83 TL’dir. Yine icra dosyası kapsamında tahsil harcının ise 1.525,78 TL (1.081,09 TL ihbar tazminatı ve 444,69 TL işlemiş faiz) üzerinden hesap edilmesi gerekmektedir. İhbar tazminatı yönünden tahsil harcı miktarı 1.525,78 TL X 4,55 / 100 = 69,42 TL’dir. Bu durumda davacı tarafından ihbar tazminatı, işlemiş faiz, mahkeme harcı, icra tahsil harcı gideri olarak 1.535,11 TL + 21,83 TL + 69,42 = 1.626,36 TL takip dosyası kapsamında ödenmiş olduğundan bu bedelin tamamının davalıdan tahsili gerekmektedir. İcra dosyasında davacı tarafından 12.035,23 TL yatırılmış ise de kapak hesabında 12.034,54 TL hesap edilmiş ve fazla yatan 0,69 TL’nin borçlu PTT’ye iadesine karar verilmiştir. Bu durumda 12.034,54 TL’den ihbar tazminatı için hesap edilen 1.626,36 TL’nin düşümü ile kalan 10.408,18 TL yönünden ise davalının sorumlu olduğu miktarın, dava dışı işçiyi çalıştırdığı süre itibariyle oranlama yapılarak hesap edilmesi gerekmektedir. Bu durumda 10.408,18 TL / 1281 toplam iş günü X 360 davalının çalıştırdığı iş günü = 2.925,02 TL’den davalının sorumlu olduğu hesap edilmiştir. Diğer taşeron şirketler ….Ltd Şti ve ….Ltd Şti’nin ise 10.408,18 TL / 1281 toplam iş günü X 921 dava dışı şirketlerin çalıştırdığı iş günü = 7.483,16 TL’den sorumlu oldukları hesap edilmiştir.Yapılan hesaplamalar gereğince, dava dışı işçi …’in açtığı dava sonucunda Bakırköy 19. İş Mahkemesinin 2013/617 E. 2014/543 K. sayılı dosyası kapsamında, davacı tarafından yapılan ödemeler nedeniyle davalının sorumlu olduğu miktar 1.626,36 TL ihbar tazimatı, faiz, harç + 2.925,02 TL diğer tazminat ve masraflar olmak üzere 4.551,38 TL’dir. İlk derece mahkemesince bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, takip dosyası kapsamında ödenen tüm bedelden davalının sorumlu tutulması hatalı olduğundan, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1.b.2 bendi gereğince kaldırılarak, yargılamada eksiklik olmaması nedeniyle yeniden hüküm tesisine ve 4.551,38 TL’nin davadan önce davalının temerrüde düşürüldüğüne dair bir kayıt sunulmaması sebebiyle dava tarihinden itibaren, tarafların tacir olduğu nazara alınarak avans faizi ile davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin isteminin reddine, davacı vekilinin faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK’nun 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine, davanın reddedilen kısmına ilişkin istinaf talebinin ise 6100 sayılı HMK’nun 352/1.b maddesi uyarınca karar kesin olduğundan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1.b.1, ve HMK’nun 352/1.b maddeleri uyarınca REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/79 E. 2017/862 K. sayılı 14/11/2017 tarihli kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1.b.2 bendi gereğince KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,3-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,a-Davalının sorumlu olduğu tespit edilen 4.551,38 TL’nin dava tarihi olan 26/01/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 310,90 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 216,49 TL’nin mahsubu ile bakiye 94,41 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,c-Davacı tarafından başlangıçta yapılan 31,40 TL gider ile yargılama aşamasında yapılan 139,20 TL posta/tebligat gideri toplam 170,60 TL yargılama giderinden, davanın kabul-ret oranına göre hesap edilen 61,24 TL ile 216,49 TL peşin harç gideri olmak üzere 277,73 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,d-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,ç-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,d-HMK’nun 333. Maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın talep halinde ilgili tarafa iadesine,3-İstinaf yargılama giderleri yönünden,a-Davacı tarafça yatırılan 98,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,b-Harçlar Kanununa gereğince alınması gereken 59,30 TL istinaf karar harcından, davacı tarafça yatırılan 35,90 TL’nin mahsubu ile bakiye 23,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,c-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,ç-Davalı tarafça yatırılan 98,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,d-Harçlar Kanununa gereğince alınması gereken 59,30 TL istinaf karar harcının, davalı tarafça yatırılan 205,60 TL’den mahsubu ile bakiye 146,30 TL harcın talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,e-Davalı tarafın yapmış olduğu 157,40 TL harç (istinaf başvuru ve kara harcı toplamı) ve 32,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 189,90 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,f-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,g-HMK’nun 333. Maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın talep halinde yatıran tarafa iadesine,ğ-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 10/03/2021

Bir Yorum Gönder