ihale üzerinde bırakılan davacı şirket tarafından Tüzel Kişilerde Ortaklık Bilgilerine ve Yönetimdeki Görevlilere İlişkin Son Durumu Gösterir Belgenin tevsik edilmesine ilişkin “Ortaklık Bilgileri ve Yönetimdeki Görevliler” başlıklı belgenin doldurularak teklif dosyasında sunulduğu belgenin “Ortakların/üyelerin/kurucuların” kısmı ile “Yönetimdeki görevlilerin” başlıklı kısımlarının doldurulduğu belge üzerinde tüzel kişiliğin kaşe ve imzasının YMM mührünün ve imzasının bulunduğu ancak bu belgenin ekinde anonim şirkete ait pay defterine yer verilmediği söz konusu belgenin ekinde (hazirun cetveli) *tarihinde yapılan Olağan Genel Kurulu Toplantısında Hazır Bulunanlar Listesi başlıklı belgenin ek yapıldığı görülmüştür ihale üzerinde bırakılan istekli tarafından “Ortaklık Bilgileri ve Yönetimdeki Görevliler” başlıklı belge üzerindeki bilgilerin yanı sıra pay defterine ilişkin bilgi sunulmamış olmasının teklifin esasına etkili bir husus olmadığı idarece gerekli görülürse ortaklık bilgilerine ulaşılabileceği değerlendirildiğinden idarece gerçekleştirilen işlemin ve başvuru sahibinin iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varılarak davacının iddiasının ise yerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır ihale avukatı

İhale dava konusu Kurul kararının davacılardan oluşan iş ortaklığına EKAP üzerinden bildirildiği tarihi izleyen günden itibaren 30 gün içinde dava açılması gerekirken dava açma süresinin son günü geçtikten sonra açılan bu davada süre aşımı bulunduğu sonucuna varılmıştır Öte yandan her ne kadar davacılar tarafından dava konusu işlemin tebliğinde Tebligat Kanunu’nun elektronik tebligata ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği ileri sürülmüş ise de 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve buna ilişkin ikincil düzenlemelerde itirazen şikâyet sonucunda verilen kararların başvuru sahiplerine bildirilmesi hususu açıkça düzenlenmiş olduğundan ve aynı Kanun maddesi uyarınca yalnızca bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde Tebligat Kanununun kuralları uygulanabileceğinden ihalelere ilişkin tebligatın özel kanunla düzenlendiği bu konuda tamamlayıcı hukuk kuralı niteliğindeki Tebligat Kanunu hükümlerinin uygulanamayacağı açıktır Bu itibarla davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın esası incelenerek verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında usul kurallarına uygunluk bulunmamaktadır gerekçesiyle dava konusu mahkeme kararının bozulmasına ait DANIŞTAY kararı

 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığından:

YAPI MÜTEAHHİTLERİNİN SINIFLANDIRILMASI VE KAYITLARININ

TUTULMASI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK

YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

MADDE 1 – 2/3/2019 tarihli ve 30702 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yapı Müteahhitlerinin Sınıflandırılması ve Kayıtlarının Tutulması Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiş, aynı maddenin sekizinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“d) 5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu kapsamındaki yetkilendirme çerçevesinde elektronik haberleşme hizmeti sunan ve/veya elektronik haberleşme şebekesi sağlayan ve altyapısını işleten şirketler tarafından elektronik haberleşme istasyonlarının kurulumuna mahsus kule ve direkler ile bunlara ait zorunlu altyapı unsurları için yapı sahibine veya işletmeciye veyahut müteahhidine,”

“Ancak 20 nci maddenin ikinci fıkrasının (a) veya (c) bentlerine veyahut başvuru sahibinin kusuru sebebiyle (b) bendine göre iptal edilen bir yetki belge grubu ile yapı ruhsatı alınmış mevcut işler hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz.”

“(10) Devralma ya da yeni şirket kurma yoluyla birleşme durumunda tasfiyesiz sona eren şirket/şirketlere ya da işletmeler adına 11 inci maddeye uygun olarak alınan yetki belgesi grubu devralan ya da yeni kurulan şirket tarafından kullanılabilir.

(11) Yıkım işleri müteahhitliği için düzenlenecek yıkım ruhsatı, sözleşme, geçici müteahhitlik ve belge numarası ve grup tahsis/iptal işlemlerinde bu Yönetmelikte yapı müteahhitliği için belirtilen usul ve esaslar uygulanır. Yapım ve yıkım işleri belge grupları müteahhidin yetki belge numarasına ayrı ayrı tahsis edilir.”

MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) Müdürlüklerde; yetki belge numarası verilmesi, belge grubunun belirlenmesi, yenilenmesi ve iptaline dair işlemler ile bu işlemlerle ilgili ilave bilgi, belge ve açıklama istenmesi, şikayet başvurularının incelenmesi yönünde kararlar alarak değerlendirmekle ve itirazen şikayet başvurularına karşı alınan itiraz komisyonu kararlarını yerine getirmekle görevli yeterli sayıda İl Müteahhitlik Yetki Belge Komisyonu kurulur.”

MADDE 3 – Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “noter tasdikli” ibaresi yürürlükten kaldırılmış, (b) bendinde yer alan “noter tasdikli imza sirkülerini” ibaresi “imza beyannamesini” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 4 – Aynı Yönetmeliğin 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “F ve F1 grubu için % 10’undan; daha üst gruplar için % 20’sinden” ibaresi “E ve E1 grubu için % 10’undan; daha üst gruplar için % 15’inden” olarak değiştirilmiş, aynı fıkranın birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Daha alt gruplar için ciro şartı aranmaz.”

MADDE 5 – Aynı Yönetmeliğin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “değerlendirme dışı tutulur” ibaresi “16 ncı maddenin dokuzuncu fıkrasına göre değerlendirilir” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 6 – Aynı Yönetmeliğin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “%25’inin” ibaresi “%10’unun” olarak değiştirilmiş ve aynı maddenin üçüncü fıkrasının (c) bendinden sonra gelen “üstlenebilirler.” ibaresinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Bu değerlerin altında kalmak amacıyla tek iş niteliğindeki yapım işleri kısımlara bölünemez.”

MADDE 7 – Aynı Yönetmeliğe 14 üncü maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Yıkım işleri müteahhitliği

MADDE 14/A – (1) Yıkım işleri yetki belgesi grupları, mesleki ve teknik yeterlikler esas alınarak; Y1, Y2 ve Y3 olmak üzere sınıflandırılır. Bunlarda ekonomik ve mali yeterlik aranmaz. Yetki belgesi geçerlilik süresince yeterliğe esas ekipman bulundurulması ve personel istihdamı zorunludur. Mesleki ve teknik yeterliklerin değerlendirilmesinde (EK-8A) aşağıda sayılan yeterlikler aranır:

a) Başvuru sahibinin başvuru tarihinde;

1) Kendi malı olan veya geçici ithalle getirilmiş veyahut finansal kiralama yoluyla ya da,

2) Noter onaylı kiralama sözleşmesi yoluyla,

edinilmiş makine, teçhizat ve ekipman durumu.

b) Personel durumu.

c) Başvuru tarihinden geriye doğru son beş yıl içerisinde yapmış olduğu yıkım işlerinin toplamı.

(2) Bu Yönetmeliğe göre yıkım müteahhitliği yetki belgesi numarası verilmesi sürecinde teminat alınır. Tedavüldeki Türk Parası, Devlet İç Borçlanma Senedi, bu senetler yerine düzenlenen belgeler ve bankalar ve katılım bankaları tarafından verilen teminat mektupları teminat olarak kullanılabilir. Teminat mektupları dışındaki teminatlar Müdürlükçe teslim alınmaz. Bunların illerde defterdarlık muhasebe müdürlüklerine, ilçelerde mal müdürlüklerine yatırılması zorunludur. Teminat miktarı, Y1 grubu yetki belgesi için yapı sınır bedelinin hesabına esas birim maliyetin, belge grubunun gerektirdiği asgari iş deneyim miktarı (alan olarak) ile çarpılması sonucu elde edilen tutarın onbinde otuzbeşi olarak uygulanır. Y2 grubu yetki belgesi için bu tutarın 1/2’si; Y3 grubu yetki belgesi için 1/5’i alınır. Belge yenileme aşamasında, daha önce alınan teminat bedeli ile güncellenen teminat bedeli arasında doğacak teminat farkı alınır.

(3) Yıkım müteahhitliği yetki belgesi numarası almak isteyen başvuru sahiplerinin, 11 inci maddede sayılan usul ve esaslara uygun olarak, aşağıda sayılan belgeleri Müdürlüğe sunmaları gerekir:

a) Başvuru Formu (EK-1A), Sicil Durumu Beyannamesi (EK-5), Bildirim Yükümlülüğü Taahhütnamesi (EK-7), gerçek veya tüzel kişi olmasına göre ticaret ve/veya sanayi odası veya esnaf ve sanatkarlar odası kayıt belgesi veyahut Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi.

b) Mesleki ve teknik yeterliğe ilişkin olarak:

1) İş deneyimini gösteren belgeler.

2) Makine ve teçhizat yeterliğinin sağlandığına dair iş makinası tescil belgeleri veya demirbaş veya amortisman defterinde kayıtlı olduğuna dair noter tespit tutanağı ya da yeminli mali müşavir, serbest muhasebeci mali müşavir raporu veyahut noter onaylı kiralama sözleşmesi ya da finansal kiralama sözleşmesi.

3) Serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavirce düzenlenen Mesleki ve Teknik Yeterlik Bildirim Formu (EK-4A, EK-4B).

(4) Bu sınıflandırmaya göre aşağıdaki koşulların sağlanması gerekir:

a) Y1 Grubu:

1) İş deneyim miktarı, en az birisi yapı yüksekliği 30,50 m’yi (dahil) geçen bina yıkımı olmak üzere, 150.000 m2 yapı inşaat alanını geçmesi.

2) Asgari ekipman olarak; asgari birisi 20 metre çalışma yüksekliğine sahip uzun erişimli olmak üzere 2 adet 260 HP paletli ekskavatör, 2 adet 120 HP ekskavatör, 1 adet 40 HP mini ekskavatör, 1 adet 110 HP yükleyici, 1 adet 5 ton su sandıklı arazöz, 1 adet pulverize su ile toz bastırma sistemi (taşınabilir) bulunması.

3) Teknik personel iş gücü olarak; bir inşaat mühendisi istihdam edilmesi.

b) Y2 Grubu:

1) İş deneyim miktarı, en az birisi yapı yüksekliği 17,50 m’yi (dâhil) geçen bina yıkımı olmak üzere, 50.000 m2 yapı inşaat alanını geçmesi.

2) Asgari ekipman olarak; asgari 16 metre çalışma yüksekliğine sahip uzun erişimli olmak üzere 1 adet 260 HP paletli ekskavatör, 1 adet 120 HP ekskavatör, 1 adet 40 HP mini ekskavatör, 1 adet 110 HP yükleyici, 1 adet 5 ton su sandıklı arazöz, 1 adet pulverize su ile toz bastırma sistemi (taşınabilir) bulunması.

3) Teknik personel iş gücü olarak; bir inşaat mühendisi istihdam edilmesi.

c) Y3 Grubu: Asgari ekipman olarak; 1 adet 120 HP ekskavatör, 1 adet pulverize su ile toz bastırma sistemi (taşınabilir) bulunması.

ç) Y1 ve Y2 gruplarında asgari ekipman olarak beyan edilecek toz bastırma sistemi ile 120 HP ve üstü güce sahip ekskavatörlerden en az birisinin birinci fıkranın (a) bendinin birinci alt bendine uygun olması.

d) Bu fıkrada belirtilen asgari ekipman özelliklerinden daha üst nitelikte ekipmanlar bildirilmesi.

(5) Bu Yönetmelik kapsamında yıkım yetki belgesi grubu sahibi yapı müteahhitlerinden;

a) Y3 grubundakiler; bina yüksekliği 13,50 m ve yapı yüksekliği 17,50 m’yi geçmeyen binaların,

b) Y2 grubundakiler, bina yüksekliği 51,50 m’yi geçmeyen binaların,

c) Y1 grubundakiler, patlayıcı kullanılarak veya kullanılmadan her türlü binanın,

yıkım işlerini üstlenebilirler. Y2 ve Y3 grubu müteahhitler patlayıcı kullanılarak yapılacak yıkımları üstlenemezler.

(6) Yıkım işlerine dair iş deneyimi;

a) Elektronik Kamu Alımları Platformu (EKAP) üzerinden veya,

b) Yıkımı gerçekleştirilen işin toplam yapı inşaat alanı, işi üstlenen gerçek veya tüzel kişi ile yıkım tarihi açıkça belirtilecek şekilde ilgili idarelerinden alınacak resmi yazı ile veyahut,

c) İşin müteahhidi ya da yapı sahibi ile yapılmış sözleşme, Yanan ve Yıkılan Yapılar Formu ve sözleşmeye ilişkin fatura örnekleri veya bu örneklerin noter, yeminli mali müşavir, serbest muhasebeci mali müşavir veya vergi dairesi onaylı suretleri ile,

tevsik edilebilir.”

MADDE 8 – Aynı Yönetmeliğin 15 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Kararın İl Müdürünce onaylanması ve belge grubunun YAMBİS’te yayınlanması ile 27 nci maddenin ikinci fıkrasına göre tebligat yapılmış sayılır.”

MADDE 9 – Aynı Yönetmeliğin 16 ncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(9) 13 üncü maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde birim maliyet sınıfları belirtilen yapım işleri herhangi bir yetki belge grubu kullanılarak yeterlik aranmaksızın üstlenilebilir ve bunlardan II-C(2), III-A(11), III-B(1) ve IV-A(10) grubu yapım işlerinden elde edilmiş iş deneyim belgeleri kullanılabilir. Ancak yeterlik değerlendirmesinde hesaba katılacak iş deneyim miktarı, yapı ruhsatının düzenlendiği tarihte belge sahibinin yetki belge grubunun üstlenebileceği azami iş miktarını geçemez. 2/12/2019 tarihinden önce gerçekleştirilmiş bu tür işlerden elde edilmiş iş deneyim belgeleri ise %20 oranında değerlendirilir. Bu fıkra hükmüne göre yapılacak hesapta sekizinci fıkra uygulanmaz.”

MADDE 10 – Aynı Yönetmeliğin 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan “etüt ve projelere” ibarelerinden sonra gelmek üzere “veya yıkım işinin yıkım planına” ibareleri eklenmiş, aynı fıkranın (ç) bendinde yer alan “yapım” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya yıkım” ibaresi eklenmiş, üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(3) İkinci fıkranın (a) ve (c) bentleri ile başvuru sahibinin kusuru sonucu (b) bendine göre yetki belge numarası iptal edilenler olumsuz sicil almış sayılır ve iptal kararından sonra bir yıl süreyle yeniden başvuru yapamaz.”

MADDE 11 – Aynı Yönetmeliğin 22 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

“(1) İdaresince, EK-11’de yer alan Form ile Müdürlüğe bildirilen yetki belgesi numarası iptal ve iptalin kaldırılması teklifleri belge komisyonunca incelenerek on beş iş günü içinde Yapı Müteahhitleri İl Yetki Belge Komisyonu Yetki Belge Numarası İptal Formuna (EK-10) uygun olarak karara bağlanır. İptale dair belgelerdeki eksikliklerin İlgili idaresince tamamlanması sağlanır. Nihai kararlar İl Müdürünce onaylanmasından sonra YAMBİS üzerinden sicil kaydı gerçekleştirilir ve 27 nci maddeye uygun olarak müteahhide bildirilir.”

MADDE 12 – Aynı Yönetmeliğin 23 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(4) Yıkım işi sebebiyle 20 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendine veya ikinci fıkrasının (a) bendine göre belge numarası iptal edilenlerin teminatı, iptale dair idari işlemlerin ve kararların kesinleşmesi üzerine Müdürlükçe irat kaydolunur, diğer hallerde iade edilir.”

MADDE 13 – Aynı Yönetmeliğin 24 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 24 – (1) Yetki belgesi numarası iptal edilen yapı müteahhidine sorumluluklarını yerine getirinceye kadar yetki belgesi numarası kullandırılmaz.

(2) İptalin kaldırılması işlemleri 22 nci maddenin birinci fıkrasına göre yürütülür.”

MADDE 14 – Aynı Yönetmeliğin 25 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(1) 20 nci madde kapsamında alınan kararlar hariç, yetki belge grubu belirlenmesi süreçlerindeki işlem ve eylemlerin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla Komisyon Kararının bildirimini izleyen beş iş günü içerisinde öncelikle Müdürlüğe şikayet başvurusunda bulunulabilir. Şikayet başvurusu üzerine Müdürlük tarafından alınan kararın uygun bulunmaması halinde ise, on beş iş günü içerisinde doğrudan Bakanlık İtiraz Komisyonuna itirazen şikayette bulunulabilir.”

MADDE 15 – Aynı Yönetmeliğin 27 nci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Tebligatın konusu ve içeriğine dair bilgilerin YAMBİS üzerinde kayıt altına alınarak ilgililerin erişimine açılması suretiyle bildirim yapılması halinde, 20 nci maddenin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 23 üncü maddenin dördüncü fıkrası kapsamında alınan kararlar hariç, birinci fıkra hükümleri uygulanmaksızın kaydı takip eden beş iş günü sonunda tebligat yapılmış sayılır.”

MADDE 16 – Aynı Yönetmeliğin 28 inci maddesinin birinci fıkrasına “ “bilanço”, ” ibaresinden sonra gelmek üzere “ “teminat”, “yapım”, “yıkım” ” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 17 – Aynı Yönetmeliğin geçici 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle,” ibaresi “31/12/2022 tarihine (bu tarih dâhil) kadar,” olarak, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan “on sekiz ay süreyle” ibaresi “31/12/2021 tarihine (bu tarih dâhil) kadar” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 18 – Aynı Yönetmeliğin geçici 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Bu maddenin yayımı tarihinden itibaren altı ay süreyle” ibaresi “31/12/2021 tarihine (bu tarih dâhil) kadar” olarak değiştirilmiştir.

MADDE 19 – Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“Bazı iş deneyimlerin değerlendirilmesi

GEÇİCİ MADDE 3 – (1) Özel sektöre gerçekleştirilen ve yapı kullanma izni alınmış işlerde 16 ncı maddenin beşinci ve sekizinci fıkralarında tarif edilen usule göre hesaplanan tutarın yarısı, işin müteahhidi ile yapılmış noter onaylı sözleşme ve sözleşmeye ilişkin fatura örnekleri ile doğrulanması kaydıyla yapı yaklaşık maliyetinin en az % 80’i oranındaki kısmını kusursuz şekilde gerçekleştiren gerçek ve tüzel kişiler adına iş deneyimi olarak değerlendirmeye alınır. Bu fıkra hükmü 31/12/2021 (bu tarih dâhil) tarihine kadar uygulanır, ancak fıkranın yürürlük tarihinden sonra yapı ruhsatı alınmış işler için uygulanmaz.”

MADDE 20 – Aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-5, EK-7, EK-10 ve EK-11 ekteki şekilde değiştirilmiş, aynı Yönetmeliğe; EK-1A, EK-4A, EK-4B ve EK-8A eklenmiştir.

MADDE 21 – Bu Yönetmeliğin;

a) 7 nci maddesi ile ihdas edilen 14/A maddesinin beşinci fıkrası 1/6/2022 tarihinde,

b) 14/A maddesinin diğer fıkraları ile 20 nci maddesi ile ihdas edilen EK-1A, EK-4A, EK-4B ve EK-8A 1/3/2022 tarihinde,

c) Diğer hükümleri ise yayımı tarihinde,

yürürlüğe girer.

MADDE 22 – Bu Yönetmelik hükümlerini Çevre ve Şehircilik Bakanı yürütür.

 

 

YAPI MÜTEAHHİTLERİNİN SINIFLANDIRILMASI VE KAYITLARININ TUTULMASI HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

– Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak,
– İş yeri sendika temsilciliği yapmak,
– Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak,
– Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler,
– Doğum öncesi ve sonrası dönemde kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek.
İşçinin iş güvencesinden yararlanabilmesi için fesih bildiriminin yapıldığı tarihte iş yerinde 30 ve daha fazla işçi çalıştırılması gerekiyor. İşverenin aynı işkolunda birden fazla iş yerinin bulunması halinde, işçi sayısı, bu iş yerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirleniyor. 30 işçi sayısının belirlenmesinde belirli-belirsiz süreli, tam- kısmi süreli, daimi – mevsimlik iş sözleşmesi ile çalışanların tamamı hesaba katılıyor.
Alt işveren işçileri hesaba dahil edilmiyor. Ancak, Yargıtay, işverenin iş güvencesinden kaçınmak amacıyla işçilerin bir kısmını muvazaalı olarak taşeron işçisi olarak göstermesi halinde, bu işçilerin de hesaba katılması gerektiği yönünde karar veriyor.
İŞE İADE HAKKI SAĞLIYOR
Çalışan sayısı 30 ve üzerinde olan iş yerinde çalışıp, iş güvencesine sahip bir işçi işten atıldığında, iş akdinin feshedildiği tarihten itibaren öncelikle bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorunda. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması halinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesine dava açılması gerekir.
Mahkeme işvereni haksız bulup işe iade kararı verirse, işveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi işe başlatmayan işveren, işçinin boşta geçen sürelerine ait ücretlerinin 4 aya kadar olan kısmı ile 4 ila 8 aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatını öder. İşe iade davasını kazanan işçinin, kararın tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde işe başlamak için işverene yazılı başvurması gerekir.
İŞ GÜVENCESİ OLMAYANLARA KÖTÜ NİYET TAZMİNATI
Çalışan sayısı 30 kişiden az olan iş yerlerinde çalışanlar iş güvencesinden yararlanamamakla birlikte, işveren iş akdini fesih hakkını kötüye kullanarak sona erdirmişse kötü niyet tazminatı isteme hakkı doğar. Kötü niyet tazminatı, işçinin toplam çalışma süresine bağlı olarak hak kazandığı ihbar süresinin 3 katı olarak uygulanır.
Böyle bir durumda öncelikle işçinin ihbar süresi hesaplanır. İhbar süresi, işi 6 aydan az sürmüş işçi için 2 hafta; 6 aydan 1.5 yıla kadar sürmüş işçi için 4 hafta; 1.5 yıldan 3 yıla kadar sürmüş işçi için 6 hafta; 3 yıldan fazla sürmüş işçi için ise 8 haftadır.
Kötü niyet tazminatı ihbar sürelerinin 3 katı uygulandığı için hesaplama şöyle yapılır:
İşyerindeki çalışması 6 aydan az sürmüş işçi için 6 hafta (1.5 ay)
6 ay ile 1.5 yıl arasında süren işçi için 12 hafta (3 ay)
1.5 yıl ile 3 yıl arasında sürmüş işçi için 18 hafta (4.5 ay)
3 yıldan fazla sürmüş işçi için ise 24 haftalık (6 aylık) ücret tutarında tazminat ödenir.
Bir iş yerindeki çalışması 6 aydan az olan işçiyi haksız işten atan işveren 1.5 aylık ücret tutarında kötü niyet tazminatı öder

taşınmazın davacı şirket mülkiyetinde olduğu davalı şirketin kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı davalının aynı yerdeki * parsel sayılı taşınmazdaki binada * başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile * parsel sayılı taşınmazda ise *başlangıç tarihli sözleşmeyle kiracı olduğu ecrimisil istemine konu taşınmazlar başında yapılan uygulama sonucunda taşınmazların boş ve terk edilmiş olduğu ancak parsellerin kenarlarındaki tel çit ve tabanlarıyla otopark çizgilerinin mevcut olduğu ve sonradan kaldırıldığının saptandığı ayrıca * parsel sayılı taşınmazların tamamının * tarihi ile * tarihi arasında toplam * TL haksız işgal tazminatı getirebileceğinin hesaplandığı mahkemece de taleple bağlı kalınarak * TL ecrimisilin davalıdan tahsiline ait karar

 

T.C

YARGITAY

1. HUKUK DAİRESİ

E. 2013/16267

K. 2014/4059

T. 24.2.2014

KAVRAMLAR

Kira Bedeli
Ecrimisil Alacağı
Ecrimisil Davası
Haksız İşgal Tazminatı
Zilyet Olmayan Malik
Haksız İşgal
Bilirkişi Raporu
Rayiç Kira Bedeli
DAVA: Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda. yerel mahkemece davanın kabulüne dair olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi. Tetkik Hakiminin raporu okundu, açıklamaları dinlendi. gereği düşünüldü.

KARAR: Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden: davaya konu 10216 parsel sayılı taşınmazla 16897 parsel sayılı taşınmazın davacı şirket mülkiyetinde olduğu, davalı şirketin kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, davalının aynı yerdeki 20348 parsel sayılı taşınmazdaki binada 1.8.2011 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile, 2 parsel sayılı taşınmazda ise 1.6.2005 başlangıç tarihli sözleşmeyle kiracı olduğu, ecrimisil istemine konu taşınmazlar başında yapılan uygulama sonucunda taşınmazların boş ve terk edilmiş olduğu, ancak parsellerin kenarlarındaki tel çit ve tabanlarıyla otopark çizgilerinin mevcut olduğu ve sonradan kaldırıldığının saptandığı, ayrıca 453 m2 olan 16897 parsel sayılı taşınmaz ile 230 m2 olan 10216 parsel sayılı taşınmazların tamamının 10.2.2007 tarihi ile 10.2.2012 tarihi arasında toplam 145.901,48 TL haksız işgal tazminatı getirebileceğinin hesaplandığı, mahkemece de taleple bağlı kalınarak 136.600,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verildiği anlaşılmaktadır.

Davacı, kayden maliki olduğu taşınmazların beş yıldan uzun süredir davalı işgalinde bulunduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, yargılama aşamasında taşınmazların davalı tarafından müşteri otoparkı olarak kullanıldığını açıklamıştır. Davalı ise, işgalinin bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Bilindiği üzere: öğretide ve yargısal uygulamalarda ifade edildiği gibi ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 8.3.1950 tarih 22/4 Sayılı İnançları Birleştirme Kararında: fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleriyle kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarıyla haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal sebebiyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal sebebiyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zararla kullanmadan kaynaklanan olumlu zararla malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nun 25.2.2004 gün ve 2004/1-120-96 Sayılı kararı)

Ayrıca, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde H.M.K.nın 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.

Özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilerek resen emsal araştırılmalı, davaya konu taşınmazla emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.

İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın davaya konu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleriyle karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara üfe artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.

Öte yandan, T.M.K’nın 6. maddesi uyarıca iddia sahibi iddiasını ispatla yükümlü olup, ecrimisil istemine dair davalarda da, öncelikle davacının işgalin varlığını, süresini ve işgalli alanın miktarını kanıtlaması gerekmektedir. Somut olayda ise, işgalin hangi tarihler arasında devam ettiği ve taşınmazların tamamının işgal edilip edilmediği hususu saptanmadan, hava fotoğrafları esas alınmak suretiyle taşınmazların tamamı üzerinden ecrimisile karar verilmiştir. Bilirkişi raporunda taşınmazların keşiften önce kullanıldığına dair bir kısım izlerin bulunduğu belirtilmesine karşın, bu izlerin taşınmazların tamamında bulunup bulunmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmamıştır. Ancak davalı taraf, yargılama aşamasında işgalin varlığını kabul etmemiş ise de, 20.2.2014 tarihinde sunduğu ek temyiz dilekçesinde kiracı olduğu taşınmazları 2005 yılından beri teslim edilen sınırlara göre kullandığını, ancak davadan önce mal sahiplerine tebliğ edilen ihtarname üzerine sınırın işgalli alanın dışına çekildiğini, taşınmazların bir bölümünün de yeşil alan olduğunu belirterek, yaptırdığı ölçümlere dair krokileri dosyaya sunduğu ve varsa bile taşkın olarak kullanılan kısımların 10216 parselde 128,04 m2, 16897 parselde ise 265,40 m2 olduğunu açıkladığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, mahkemenin davalının kiracı olduğu taşınmazlar dışında kayden davacıya ait 10216 ve 16897 parsel sayılı taşınmazları da kullandığı yönündeki kabulü doğru ise de, bu kullanımın kapsamı ve davalının taşınmazdan el çektiği tarih saptanmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesap yöntemi de yukarda açıklanan ilke ve esaslara uygun değildir. Şöyle ki; emsal araştırması yapılmamış, taşınmazların değerinin % 5 inin yıllık kira bedeli olacağı gerekçeleriyle ecrimisil miktarı belirlenmiştir.

O halde, mahkemece öncelikle davalının kullandığı kısım sebebiyle ecrimisilden sorumlu olacağı gözetilerek, taşınmazların tamamının davalı şirket tarafından kullanılıp kullanılmadığının, bazı bölümlerinin yeşil alan olup olmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması, böyle bir saptamanın yapılamaması halinde ise davalının 20.2.2014 tarihli dilekçesinde taşkın olarak kullandığını açıkladığı miktarların esas alınarak, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda emsal araştırması da yapılarak, taşınmazların boş arsa olarak davaya konu edilen ilk dönemde getirebileceği kira parasının rayice göre belirlenmesi, sonraki dönemler için de ilk dönem için belirlenen miktara üfe artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktarın (temyiz edenin sıfatı da gözetilerek) hüküm altına alınması gerekirken, noksan soruşturma ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.

SONUÇ: Davalı vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 Sayılı Kanunun geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 Sayılı H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene iadesine, 24.2.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Türk Hukuku’nda benimsenen kurala göre, kira sözleşmesinin süresi taraflarca serbestçe belirlenebilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 347. maddesi uyarınca ise, kira sözleşmesinin süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdirme yetkisi sadece kiracıya verilmiştir. Esas olarak, belediyeler ile yapılan kira sözleşmeleri özel hukuk hükümlerine tabi olmakla birlikte, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nda yer verilen bir takım düzenlemeler ile bu kurallara genel bütçeye dâhil daireler, katma bütçeli idareler, özel idareler ve belediyeler açısından istisnalar getirilmiştir.

Genel kural uyarınca, taraflar belirli süreli kira sözleşmesinin süresini serbest iradeleri ile belirleyebilmektedirler. Ancak Devlet İhale Kanunu m.64 uyarınca, maddede tanınan istisnalar dışında, kira süresinin 10 yıldan fazla olamayacağı kuralı getirilmiştir.

Devlet İhale Kanunu’ndaki kira sözleşmelerine ilişkin bir diğer önemli düzenleme ise, kira sözleşmesinin sona ermesi hakkındadır. Türk Borçlar Kanunu uyarınca, kanundaki şartlara uyulması kaydıyla, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli kira sözleşmesini süre bitiminde bildirim yolu ile sona erdirebilmekte iken, kiraya verene bu hak tanınmamıştır. Bu husus Türk Borçlar Kanunu m.347’de açıkça şu şekilde düzenlenmiştir: “Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez.”

Ancak kiraya verenin belediye olması halinde dikkat edilmesi gereken önemli bir istisna bulunmaktadır. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75. maddesi uyarınca belediyeler farklı bir düzenlemeye tabi tutulmuştur. (5393 sayılı Belediye Kanunu m.15/f.3 uyarınca, Devlet İhale Kanunu m.75 belediye taşınmazlarına da uygulanmaktadır.) Hükme göre, belediyelerin ihale yolu ile yaptıkları kira sözleşmeleri, kira süresinin bitimi ile sona ermektedir. Bu konuya Yargıtay kararlarında da yer verilmiştir:

“Dava konusu taşınmazın ihale ile kiraya verildiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. 2886 Sayılı Devlet İhale Kanununun 75.maddesi hükmü gereğince taraflar arasındaki kira sözleşmesinin kira süresinin bitimi ile yasal olarak sona erdiğinin kabulü gerekir.”(Yargıtay 6. HD 2016/6329 E. 2016/7064 K. sayılı ve 29.11.2016 tarihli kararı)

Devlet İhale Kanunu’nun bu hükmü ile Türk Borçlar Kanunu’ndaki kurala istisna getirilmiş ve bildirimsiz sona erme hali düzenlenmiştir.

Devlet İhale Kanunu’na tabi bir kira sözleşmesi, kira süresinin sonunda herhangi bir bildirime gerek olmaksızın kendiliğinden sona erdiğinden, Devlet İhale Kanunu m.75 uyarınca kira süresinin sonunda kiralananın tahliye edilmemesi halinde, kiracının, bu tarihten itibaren işgalci olarak değerlendirileceği, sözleşmede başka bir hüküm bulunmaması halinde ecrimisil alınacağı düzenlenmiştir. Hüküm şu şekilde düzenlenmiştir: “Kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren, işgalin devam etmesi halinde, sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edilir. Aksi halde ecrimisil alınır.”

Aşağıda yer verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında da bu yönde hüküm tesis edilmiştir:

“2886 sayılı Devlet İhale Kanunun 75/3.maddesinde; tahliyeye ilişkin koşullar ile birlikte kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren işgalin devam etmesi halinde sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edileceği, aksi halde ecrimisil alınacağı hükmü yer almaktadır.

Bu hüküm, esasen 2886 sayılı Kanun ile Hazine tarafından kiraya verilen taşınmazlara ilişkin olmakla birlikte; 13.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15.maddesinin 3.fıkrasının 2.cümlesinde, 2886 sayılı Kanunun belediye taşınmazları hakkında da uygulanacağı hükme bağlanmakla; belediyelere ait taşınmazların kira sözleşmelerinde de 2886 sayılı Kanunun 75.maddesi hükümleri uygulanacaktır.

Hal böyle olunca, somut olayda 6570 sayılı Kanun hükümlerinin uygulama yeri bulunmamakta; uyuşmazlığın 2886 sayılı Kanunun 75.maddesi çerçevesinde çözümlenmesi gerekmektedir.

Şu durumda, anılan yasal düzenlemeye göre taraflar arasındaki kira sözleşmesinin, kira süresinin dolduğu 11.03.2008 tarihinde sona ereceği, sürenin dolması ile, kira akdinin süresiz hale gelmeyip sözleşmenin sona ermesi nedeniyle davacının fuzuli şagil durumuna düştüğü davalı kiralayanın tahliye istemesinde haksız bir yön bulunmadığı (…)” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2010/13-671 E. 2010/696 K sayılı ve 22.12.2010 tarihli kararı)

belediye başkanının sorumluluğu belediye gelirinin elde edilmesinde ve muhasebeleştirilme sinde görevli birimi ve kamu görevlisini görevlendirme ve yetkilendirme ile sınırlıdır Dolayısıyla belediye başkanının 5393 sayılı Kanundan doğan, belediye gelirini takip ve tahsil görevi, 5018 sayılı Kanun hükmü uyarınca mali hizmetler birimi ve anılan birimin yöneticisini görevlendirmekle yerine getirilmiş olur Mali hizmetler birimi müdürü veya yöneticisi ise bu bağlamda gelirin elde edilmesinden takibinden ve tahsilinden görevli ve yetkili bir kamu görevlisi olarak sorumlu olur Özetle ecrimisil alınmaması sonucu kamu zararına neden olunmasında mali sorumluluk mali hizmetler birimi ve yöneticisine aittir

Kamu İdaresi Türü Belediyeler ve Bağlı İdareler sayıştay kararı
Yılı 2015
Dairesi 6
Karar No 387
İlam No 60
Tutanak Tarihi 3.11.2016
Kararın Konusu Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirlerle İlgili Kararlar

Belediyenin Tasarrufu Altındaki Taşınmazlardan İşgal Edilenlerden Ecrimisil Alınmaması.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı 15’inci maddesinde; belediye mallarına karşı suç işleyenlerin Devlet malına karşı suç işlemiş sayılacağı ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75’inci maddesi hükümlerinin belediye taşınmazları hakkında da uygulanacağı belirtilmektedir.

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun “Ecrimisil ve tahliye” başlıklı 75’inci maddesinde,

“Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malları ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzelkişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanunun 9 uncu maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, idareden taşınmaz ve değerleme konusunda işin ehli veya uzmanı üç kişiden oluşan komisyonca tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere tespit ve takdir edilecek ecrimisil istenir.

………

İşgal edilen taşınmaz mal, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edilir.”

denilmektedir.

Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelik’in “Ecrimisilin tespit ve takdir edilmesi” başlıklı 85’inci maddesinde,

“(1) (Değişik:RG-10/4/2011-27901) Hazine taşınmazlarının kişilerce işgale uğradığının tespit edilmesi hâlinde, tespit tarihinden itibaren onbeş gün içinde “Taşınmaz Tespit Tutanağı”na (Ek-8) dayanılarak, tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere bedel tespit komisyonunca ecrimisil tespit ve takdir edilir.

(2) (Değişik:RG-10/4/2011-27901) Ecrimisilin tespit ve takdirinde; İdarenin zarara uğrayıp uğramadığına ve işgalcinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın, taşınmazın işgalci tarafından kullanım şekli, fiili ve hukuki durumu ile işgalden dolayı varsa elde ettiği gelir, aynı yer ve mahalde bulunan emsal nitelikteki taşınmazlar için oluşmuş kira bedelleri veya ecrimisiller, varsa bunlara ilişkin kesinleşmiş yargı kararları, ilgisine göre belediye, ticaret odası, sanayi odası, ziraat odası, borsa gibi kuruluşlardan veya bilirkişilerden soruşturulmak suretiyle edinilecek bilgiler ile taşınmazın değerini etkileyecek tüm unsurlar göz önünde bulundurulur. İşgalin şekli, Hazine taşınmazının konumu ve taşınmazdan elde edilen gelir gibi unsurlar itibariyle asgari ecrimisil tutarlarını belirlemeye Bakanlık yetkilidir.

(3) Kiraya verilen, irtifak hakkı kurulan veya kullanma izni verilen taşınmazlarda sözleşmenin bitiminden sonra kullanımın devam etmesi hâlinde, varsa sözleşme veya resmî senetteki hükme göre işlem yapılır. Aksi takdirde işgalciler hakkında ecrimisil tespit, takdir ve tahsilatı yapılır.

(4) Hazinenin paydaşı olduğu taşınmazların işgali hâlinde, Hazine payına tekabül eden miktar esas alınarak ecrimisil takip ve tahsilatı yapılır.

(5) Bakanlık, uygulamada birliği sağlamak amacıyla, ecrimisilin tespit ve takdirine ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

hükmü yer almaktadır.

Söz konusu mevzuat hükümlerine göre belediyenin tasarrufu altındaki taşınmazlardan işgal edilenlere ilişkin olarak ecrimisil alınması ve tahliye işlemi yapılması gerekmektedir.

Belediye tarafından ecrimisil alınmayan yerlere ilişkin olarak belediye yetkilileri tarafından 03.02.2016 tarihinde tutanak tutulmuştur. Söz konusu tutanakta aynen;

“ 03.02.2016 tarihinde Sayıştay denetçileri gözetiminde ….. mevkiinde belediyemizin tasarrufu altında bulunan alanları fuzulen işgal eden işletmelere ait taşınmaz tespit tutanakları tanzim edilmiş olup, bunlara ilişkin tutanaklar ve ecrimisil listesi ektedir.”

denilmektedir.

Sonuç olarak, ….Belediyesi tasarrufunda bulunan …. mevkiindeki alanları işgal eden işletmelerden ecrimisil bedeli alınmaması sonucu ….. TL kamu zararına neden olunmuştur.

Ancak bu tutardan;

…. TL’sinin …. Ltd. Şti. tarafından …. TL olarak …. tarih ve …. nolu makbuzla,

…. TL’sinin …. Ltd. Şti. tarafından …. TL olarak …. tarih ve ….. nolu makbuzla,

olmak üzere ….. TL’si tahsil edildiğinden ilişilecek husus kalmadığına,

Kalan miktar için herhangi bir tahsilat bildirilmediğinden ….. TL’nin 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 38’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince belediye gelirlerini takip ve tahsil etmek görevi bulunan üst yönetici (Belediye Başkanı) ….. ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 61’inci maddesi gereğince gelirlerin ve alacakların takip ve tahsilinden sorumluluğu bulunan (Mali Hizmetler Müdürü) …..’e müştereken ve müteselsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereğince hüküm tarihinden itibaren işleyecek faizleriyle ödettirilmesine,

(Üye …..’un “Bir belediyenin bütçesine ilişkin kamu zararı iki husustan meydana gelmektedir. Birinci husus kamu görevlilerinin mevzuata aykırı fiil ve davranışları nedeniyle belediyenin kamu kaynağında eksilişe neden olunması, ikincisi ise belediye gelirinin toplanmasında görevli ve yetkili personelinin mevzuata aykırı kusurlu fiil ve davranışı ile kamu kaynağında artışa engel olunmasıdır.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Hesap verme sorumluluğu” başlıklı 8’inci maddesi, “Üst yöneticiler” başlıklı 11’inci maddesi, “Gelirlerin toplanması sorumluluğu” başlıklı 38’inci maddesi, “Mali Hizmetler Birimi “başlıklı 60’ncı maddesi ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 38’inci maddesinde yer alan hükümler birlikte değerlendirildiğinde belediye gelirlerinin tahakkuk, takip ve tahsil aşamalarında mali hizmetler biriminin görevli ve sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.

Bu bağlamda, belediye başkanının sorumluluğu, belediye gelirinin elde edilmesinde ve muhasebeleştirilmesinde görevli birimi ve kamu görevlisini görevlendirme ve yetkilendirme ile sınırlıdır. Dolayısıyla belediye başkanının 5393 sayılı Kanundan doğan, belediye gelirini takip ve tahsil görevi, 5018 sayılı Kanun hükmü uyarınca mali hizmetler birimi ve anılan birimin yöneticisini görevlendirmekle yerine getirilmiş olur. Mali hizmetler birimi müdürü veya yöneticisi ise bu bağlamda gelirin elde edilmesinden, takibinden ve tahsilinden görevli ve yetkili bir kamu görevlisi olarak sorumlu olur.

Özetle, ecrimisil alınmaması sonucu kamu zararına neden olunmasında mali sorumluluk mali hizmetler birimi ve yöneticisine aittir.

Bu itibarla, bahse konu kamu zararının oluşmasından dahli bulunmadığından Belediye Başkanı …..’ın sorumlu tutulmamasına karar verilmesi gerekir.” şeklindeki sorumluluğa ilişkin ayrışık görüşüne karşı)

oy çokluğuyla karar verildi.

T.C.

YARGITAY

HUKUK DAİRESİ

2017/3747

2017/4705

27.9.2017

ECRİMİSİL ( İlke Olarak Kira Geliri Üzerinden Ecrimisil Belirlenmesinde Taşınmazın Davaya Konu İlk Dönemde Mevcut Haliyle Serbest Şartlarda Getirebileceği Kira Parası Emsal Kira Sözleşmeleri İle Karşılaştırılarak Taşınmazın Büyüklüğü Niteliği ve Çevre Özellikleri de Nazara Alınarak Yöredeki Rayiçe Göre Belirleneceği – Sonraki Dönemler İçin Ecrimisil Değerinin İse İlk Dönem İçin Belirlenen Miktara ÜFE Artış Oranının Tamamının Yansıtılması Suretiyle Bulunacak Miktardan Az Olmamak Üzere Takdir Edileceği )
ECRİMİSİL BEDELİNİN BELİRLENMESİ ( Bilirkişi Raporunda 2008 Yılı İçin 625,55 TL Ecrimisil Bedeli Belirlenmiş Olmakla Sonraki Yıl İçin, Belirlenen Miktara ÜFE Artış Oranının Tamamının Yansıtılması Suretiyle Hesaplama Yapılması Gerekirken Hiçbir Açıklama Yapılmaksızın 2009 Yılı İçin Önceki Yıldan Daha Düşük Olacak Şekilde 326,34 TL Olarak Belirlenen Ecrimisil Hesabının Doğru Olmadığı )4721/m.995
ÖZET : Dava ecrimisil istemine ilişkindir. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın davaya konu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Somut olaya gelince; bilirkişi raporu ve ek rapor, denetlemeye ve hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; bilirkişi raporunda 2008 yılı için 625,55 TL ecrimisil bedeli belirlenmiş olmakla, sonraki yıl için, belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle hesaplama yapılması gerekirken, hiçbir açıklama yapılmaksızın 2009 yılı için önceki yıldan daha düşük olacak şekilde 326,34 TL olarak belirlenen ecrimisil hesabının doğru olduğu söylenemez.
DAVA : Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne dair olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakiminin raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Dava, haksız işgal sebebiyle ecrimisil alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı, çekişme konusu 11 parsel sayılı taşınmaz maliklerinin gaip olduklarını ve kayyım olarak atandığını, taşınmazın davalı tarafından haksız olarak kullanıldığı için davalı aleyhine 11. İcra Müdürlüğü 2010/27339 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını ancak davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, icra dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptaline ve %40 icra inkar tazminatına hükmolunmasını istemiştir.
Davalı, taşınmazın uzun süredir kendi kullanımında olduğunu, taşınmaza dair olarak tapu iptal tescil davası açtığını, sonucunun beklenilmesi gerektiğini, davacının alacak miktarını kendisinin hesapladığını, alacağın likit olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava şartı yokluğundan davanın reddine dair verilen karar, Dairece ‘… ( 6100 Sayılı HMK’nın 324. maddesi uygulanmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken olayda uygulama yeri bulunmayan 6100 Sayılı Kanun’un 114/g, 115/2 ve 120/2. maddelerinden söz edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Kabule göre de; Mahkeme kararıyla kayyım olarak atanan Defterdar, bu davada Hazineyi temsilen hareket etmemekte, kayyımlık görevi gereği “… oğlu ölü …, …, …., … ve … mirasçılarının” davaya konu taşınmazdaki hak ve menfaatlerini korumak için işlem yapmaktadır. Bu sebeple Defterdarın kayyım sıfatı ile açtığı bu dava Harçlar Kanunu kapsamında olup harçtan muaf değildir. Dosya kapsamından; eldeki dava açılırken davacı tarafça ödenmesi gereken maktu başvuru harcı ile peşin, nispi karar ve ilam harcının mahkeme veznesine yatırılmadığı anlaşılmaktadır. Karar ve ilam harcının peşin olarak yatırılması gereken miktarı ile maktu başvuru harcı ödenmedikçe, davaya devam edilmesi olanağı bulunmamaktadır. Mahkemece,dava açılırken usulünce yatırılmış yargı harcı olmadan yargılamaya devamla hüküm kurulmuş olması da doğru değildir.’gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile, bilirkişi tarafından hesaplanan 1.091,96 TL alacak miktarı üzerinden takibin devamına karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; çekişme konusu 1 parsel sayılı taşınmazın gaip kişiler adına kayıtlı olduğu, haklı ve geçerli bir neden olmaksızın davalı tarafından kullanıldığı saptanarak ecrimisile karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı sebebiyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, davaya konu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın davaya konu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olaya gelince; bilirkişi raporu ve ek rapor, denetlemeye ve hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; bilirkişi raporunda 2008 yılı için 625,55 TL ecrimisil bedeli belirlenmiş olmakla, sonraki yıl için, belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle hesaplama yapılması gerekirken, hiçbir açıklama yapılmaksızın 2009 yılı için önceki yıldan daha düşük olacak şekilde 326,34 TL olarak belirlenen ecrimisil hesabının doğru olduğu söylenemez. Hal böyle olunca, yukarda açıklanan ilkeler uyarınca ecrimisil hesabı yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, denetime ve hukuka uygun olmayan bilirkişi raporu esas alınarak yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün belirtilen sebeplerle ( 6100 Sayılı Kanun’un geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 Sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene iadesine, 27.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.