Belediye Başkanlığı tarafından yapılan ve müvekkili şirketi tarafından kazanılan ihale sonucu taşınmazın konut yapılması şartıyla davalı kooperatife devri
blog img

Belediye Başkanlığı tarafından yapılan ve müvekkili şirketi tarafından kazanılan ihale sonucu taşınmazın konut yapılması şartıyla davalı kooperatife devri

T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.
ANKARA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2020/532 Esas
KARAR NO : 2021/206

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 13/01/2017
KARAR TARİHİ : 25/03/2021
GR.KR.YZM.TRH. : 26/03/2021

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA : Davacı vekili, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından yapılan ve müvekkili şirketi tarafından kazanılan ihale sonucu ….kayıtlı taşınmazın konut yapılması şartıyla davalı kooperatife devrini sağlamak üzere müvekkili ile davalı kooperatif arasında 03.03.2016 tarihli sözleşme imzalandığını, müvekkili şirketin taşınmaz bedelini 16.02.2012 tarihinde ödediğini, davalı kooperatifin müvekkili şirkete yapacağı ödemelerin miktarı ve vadesinin sözleşmenin 3. maddesinde hüküm altına alındığını ancak davalının müvekkiline taksit ödemelerini zamanında yapmayıp, kısmi ödemelerde bulunduğunu, bu nedenle müvekkilinin davalıdan faiz alacağı doğduğunu, bu alacağın tahsili için davalı kooperatife noter ihtarı keşide edildiğini daha sonra Ankara … İcra Müdürlüğünün ilgili dosyası ile ilamsız takibe geçildiğini, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, müvekkili kooperatifin eski başkanı …’ın davacı şirketin ortaklarından biri olduğunu, 03.03.2016 tarihli sözleşme sırasında adı geçen kişinin yönetim kurulu başkanı olduğunu daha sonra müvekkili kooperatifin 09.10.2016 tarihinde yapılan genel kurulda yönetimin değiştiğini, takip ve dava konusu olan sözleşme ile müvekkili kooperatifin eski başkanı …’ın ortağı olduğu davacı şirket lehine ve kooperatifin faaliyet alanına giren bir konuda ticari faaliyet yürüttüğünü ve davacı şirket lehine kararlar alındığını, bu kararların müvekkili aleyhine sonuçlandığını, müvekkili kooperatifçe yapılan ödemelerdeki aksaklıkların tahminen bilinçli olarak sırf davacı şirkete faiz ve vade farkı adı altında haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğunu, sözleşmenin müvekkili açısından hukuki bağlayıcılığının olmadığını, talep edilen %20 tazminatın da haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
KABUL VE GEREKÇE : Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
… Müdürlüğü’nün … Esas sayılı takip dosyasının tetkikinden; davacının, 03.03.2016 tarihli sözleşmenin 3. maddesi kapsamında faiz alacağının tahsili için
1.612.462,83-TL üzerinden davalı aleyhine ilamsız icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin davalıya 28.12.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalının süresi içerisinde (29.12.2016 tarihinde) takibe borcun esası yönünden itiraz ettiği, davacının süresi içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.
Eldeki davada, davacı şirket ile davalı kooperatif arasında akdedilen 03.03.2016 tarihli sözleşmenin akdedildiği, sözleşme konusunun dava dışı Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan ihale neticesinde davacı şirket tarafından ihalesi kazanılan … arsanın konut yapmak şartı ile davalı kooperatife devri olduğu, ihale bedelinin davacı şirket tarafından dava dışı belediyeye ödendiği ve taşınmazın davacı şirket tarafından davalı kooperatife devrinin yapıldığı dosya kapsamı ile sabit olup, taraflar arasındaki ihtilafın akdedilen sözleşmenin 3. maddesi uyarınca davalı kooperatif tarafından ilk ödeme ve sözleşmede 3 taksit olarak kararlaştırılan ödeme yanında, maddenin son paragrafında belirtilen ana para ödemesi yanında ayrıca 16.02.2016 tarihinden itibaren avans faizi ödemesinin yapılıp yapılmayacağı, yapılacak ise faizin miktarı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
Mahkememizin 2017/32 Esas – 2018/495 Karar sayılı ilamı ile, “…Taraflar arasında yapılan 03.03.2016 tarihli sözleşmenin yapıldığı tarihte davalı kooperatif yönetim kurulu başkanı …’ın aynı zamanda davacı şirketin %50 pay sahibi olarak ortağı olduğu dikkate alındığında, yapılan sözleşme batıl (butlan) olup, kesin olarak hükümsüzdür. Bu sözleşmeye dayalı faiz alacağının istenilmesi mümkün değildir. Sözleşme batıl olup kesin hükümsüz olmakla, sözleşme kapsamında taraflarca edimler kısmen yerine getirilmiş ve taşınmazın tapu kaydı devredilmiş olsa bile, kesin hükümsüzlük durumunun şartlarına uygun yeni bir sözleşme yapılmadan ortadan kaldırılması mümkün olmadığından, kısmi ifa sebebi ile iyi niyet savunmaları da dinlenemez. Bu gerekçelerle davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Her ne kadar davalı tarafça kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de, bilindiği gibi İİK’nun 67/2. maddesi gereğince takibinde haksız ve kötü niyetli alacaklı aleyhine diğer tarafın talebi üzerine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi mümkündür. Takip, haksız takip niteliğinde ise de, batıl olsa bile şeklen görünen bir sözleşmeye dayalı icra takibi başlatıldığı anlaşılmakla, takibin kötü niyetle başlatıldığından bahsedilemez. Bu gerekçelerle, davalı tarafın kötü niyet tazminatının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Yukarıdan beri açıklanan maddi ve hukuki olgular karşısında davanın REDDİNE, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE…” oy çokluğuyla karar verilmiş, ilam davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. HD. 2020/818 Esas – 2020/1190 Karar sayılı ilamı ile, “Mahkemenin çoğunluk görüşüne göre oluşturulan kararın gerekçesinde her ne kadar taraflar arasında akdedilen 03.03.2016 tarihli sözleşme anında davalı kooperatif yönetim kurulu başkanı …’ın aynı zamanda davacı şirketin %50 paylı ortağı olduğu ve bu nedenle sözleşmenin batıl (butlan) olduğu vurgulanmış ise de dosya içeriğinden ve taraflar arasındaki keşide edilen noter ihtarlarından tarafların edimlerini karşılıklı olarak yerine getirdikleri, davalı kooperatifin davacı tarafından kendisine tapuda devri yapılan arsa bedelini taksitler halinde ödediği anlaşılmıştır.
“6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi;
“(1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa;
a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir.
6) (Değişik:22/7/2020-7251/35 md.) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.” hükmünü haizdir.
Hal böyle olunca davacı şirket vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, mahkemece genel hükümler çerçevesinde davacının faiz alacağının doğup doğmadığı hususundaki iddia ve delilleri tüm dosya içeriğiyle birlikte değerlendirilerek uygun bir sonuç dairesinde karar verilmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesi gerekmiş” şeklindeki gerekçe ile HMK. 353/1,a.6 maddesi gereğince mahkememiz kararı esası incelenmeksizin kaldırılmasına kesin olarak karar verilmiş, mahkememizce kesin karar doğrultusunda yargılamaya devam olunmuştur.
Öncelikle, mahkememizce taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 3.maddesi uyarınca, davacının anapara ödemesinin yanında ayrıca 16.02.2016 tarihinden itibaren her bir taksit için faiz alacağının da doğduğu kabul edilmiştir.
Bu kabulden hareketle, sözleşmenin 3. maddesi uyarınca faiz alacağının tespiti için 50.000.000,00-TL taksit miktarı ile davalının 20/03/2016 tarihine kadar yapmış olduğu ödemeler toplamı bulunarak bu miktardan arazi bedelinin çıkartılması sureti ile sözleşme kapsamındaki ilk ödemenin belirlenmesi gerektiği, müteakiben ilk ödeme ile sözleşmede belirtilen 21.04.2016 tarihinde ödenmesi öngörülen 20.000.000,00-TL tutarlı 1. taksite, 20.05.2016 tarihince ödenmesi öngörülen 20.000.000,00-TL tutarlı 2. taksite ve 20.06.2016 tarihinde ödenmesi planlanan 10.000.000,00-TL 3. taksite 16.02.2016 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi suretiyle takip tarihi itibariyle davacının talep edebileceği faiz alacağının tespiti gerekmiş ve bu doğrultuda mahkememizce dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Mali müşavir bilirkişi mahkememize ibraz etmiş olduğu kök ve ek raporunda özetle; öncelikle tarafların 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı, bu suretle taraf ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, her iki taraf ticari defterlerinde sözleşme kapsamında davalının davacıya 160.280.641,86-TL ödeme yaptığının kayıtlı olduğu, sözleşme uyarınca davacının takip tarihi itibariyle KDV dahil faiz alacağının 1.637.894,54-TL, KDV dikkate alınmadan yapılan hesaplamaya göre ise alacağının 1.338.140,85-TL olduğu (ek raporda) belirtilmiştir. İbraz edilen ek rapor hesap yöntemi yönünden mahkememizce hukuka uygun ve hüküm kurmak için yeterli görülmüştür.
Böylelikle, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 3.maddesi uyarınca davacının anapara alacağı yanında herhangi bir ihtara gerek olmaksızın ilk ödeme ve sözleşmedeki 3 taksit için 16.02.2016 tarihinden itibaren avans faiz oranı üzerinden davalıdan faiz alacağı talep edebileceği, her ne kadar sözleşmenin 3.3. maddesinde faiz ödemeleri için davacı şirket tarafından faiz faturası keşide edileceği ve kooperatife verileceği düzenlenmiş ise de, takip tarihi itibariyle davacı şirket tarafından tanzim edilen bir fatura olmadığından davacının takip tarihi itibariyle muaccel KDV alacağının olmadığı, bu suretle KDV dahil edilmeksizin faiz alacağının hesaplanması gerektiği, bu doğrultuda tanzim edilen ek rapora göre takip tarihi itibariyle davacının 1.338.140,85-TL faiz alacağının olduğu kabul edilmekle, davalının … Müdürlüğü’nün … esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 1.338.140,85-TL asıl alacak üzerinden devamına, davalının likit olan alacağı haksız olarak itiraz ettiği saptanmakla, İİK. 67. maddesi gereğince hükmolunan alacağın %20’si olan 267.628,17-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası tesis kılınmıştır.
HÜKÜM :
Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1- Davalının … Müdürlüğü’nün … esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 1.338.140,85-TL asıl alacak üzerinden devamına,
İİK. 67. maddesi gereğince 267.628,17-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin istemin reddine,
-Davanın reddedilen kısmı yönünden davacının icra takibine kötü niyetli giriştiği sabit olmadığından, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi yönündeki davalı isteminin reddine,
2-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 91.408,40-TL harçtan peşin alınan 19.474,53-TL harcın mahsubu ile bulunan 71.933,87-TL karar harcı davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davanın kabul edilen kısmı yönünden hesaplanan 79.634,93-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davalı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davanın reddedilen kısmı yönünden hesaplanan 27.652,54-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 2.190,93-TL (posta gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere) davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 1.818,20-TL yargılama gideri ile davacı tarafından peşin harç olarak yatırılan 19.474,53-TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine,
Dair, Davacı vekili Av. … ve Av. … ile Davalı vekili Av. … yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/03/2021

Başkan …
¸e-imza
Üye …
¸e-imza
Üye …
¸e-imza
Katip …
¸e-imza

Tags:

Bir Yorum Gönder